01 Aralık 2018 Cumartesi
İşbirliği Ajansı (SIDA) ve Türk Hükümeti tarafından finanse edilen Türkiye’de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi başlıklı bir işbirliği programı/projesi uygulamıştır. Bu projenin bir adımı olarak Aile Arabuluculuğu çalıştayları düzenlenmiştir. Ayrıca arabuluculardan oluşan eğitici grubuna eğitim verilmiştir. Son olarak aile arabulucusu olmayı hedefleyen arabuluculara yol göstermesi amacıyla bir rehber kitap hazırlığı çalışmalarına başlanmıştır. Aile uyuşmazlıklarının hassas alanlar olması nedeniyle ülkemiz koşullarına en uygun yöntem ve kuralların belirlenebilmesi için çoklu paydaşlarla çalışmalara devam edilmesi gerekmektedir.
Anahtar Kelimeler:Arabuluculuk, Aile,Şiddet,Çocuk, Uyuşmazlık
ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU
GİRİŞ
Modern anlamda arabuluculuk 1970’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde, 1980’li yıllarda İngiltere ve Avustralya’da ve 1990’lı yıllarda ise Avrupa ülkelerinde yayılmaya başlamıştır. Arabuluculuğun Amerika Birleşik Devletleri’ne paralel şekilde geliştiği ülkeler arasında Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda yer almaktadır. Doğu Avrupa Ülkelerine bakıldığında 1990’lı yılların başlarından itibaren, sosyal yaşama girmiş ve Polonya Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Bulgaristan, Rusya ve Ukrayna’da Amerika Birleşik Devletleri’nin finansal ve eğitimsel desteği ile Uyuşmazlık Çözüm Merkezleri kurulmuştur. Hindistan’dan, Pakistan’a, Hong Kong ve Singapur’a ve Kore’ye, Latin Amerika’dan Kenya’ya, Somali’ye, Orta Doğu’da İsrail’e bir çok ülkede arabuluculuk çözüm yolu olarak uygulanmaktadır. Arabuluculuğa ilişkin çeşitli uluslararası düzenlemeler bulunmaktadır. Bunlar; “Zivilrechts–Mediations–Gesetz, ZivMediatG”(Zivil Mediat Gesetz), ne İlişkin Direktif Önerisi, rine İlişkin Direktif olarak sıralanabilir. Ülkemizde, 7 Haziran 2012’de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kabul edilmiş ve 22 Haziran 2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Daha sonra 26 Ocak 2013’te yönetmelik çıkarılmış ve bu yönetmelik 02 Haziran 2018 tarihinde yayınlanan yönetmelikle değiştirilmiştir. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU Bilindiği üzere 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu’nun 2/b bendinde arabuluculuk; ‘Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir’ şeklinde tarif edilmiştir. Ülkemizde arabuluculuğun gelişmesi için Arabuluculuk Kanunu Avrupa Konseyi İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA) ve Türk Hükümeti tarafından finanse edilen “Türkiye’de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi” başlıklı bir işbirliği programı/projesi uygulamıştır. Projenin genel hedefi arabuluculuk uygulamalarının etkili şekilde uygulanmasıyla, hukuk uyuşmazlıklarının çözümü için gerekli olan maliyet ve sürenin azaltılmasını sağlayarak adaletin etkinliğinin geliştirilmesidir. Bu projenin bir adımı olarak Aile Arabuluculuğu Çalıştayları düzenlenmiştir. Aile Arabuluculuğunun ilk çalıştayı 11 -13 Mayıs 2016 tarihinde Ankara’da düzenlenmiştir. Genel olarak çalıştayda çeşitli paydaşların katılımıyla mevzuat değişikliği sürecinde aile arabuluculuğuna ilişkin sınırlamalar, Avrupa uygulamalarının nasıl olduğu, AK CEPEJ rehber ilkeleri, İstanbul Sözleşmesi, aile içi şiddet unsurlarına ilişkin sınırlamalar, aile arabuluculuğu uygulamalarının etkisi ve Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi (25 Ekim 1980) çerçevesinde arabuluculuğun uygulanması konuları tartışılmıştır. İkinci Aile Arabuluculuğu Çalıştayı daha geniş kapsamlı ve farklı paydaşların katılımı ile 21-22 Kasım 2016 tarihinde İstanbul’da düzenlenmiştir. Çalıştayda Avrupa standartlarına göre aile arabuluculuğunun başlıca özellikleri, mevzuat, aile arabuluculuğu hizmetleri, arabulucuların eğitimi ve nitelikleri, etik kurallar, usuller, maliyet, farkındalık konuları ile Türkiye’nin de taraf olduğu ilgili uluslararası sözleşmeler ve CEPEJ rehber ilkeleri ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ile Parlamenterler Meclisinin arabuluculukla ilgili tavsiye kararları ele alınmıştır. Çalıştayda yapılan tartışmalarda, Türkiye’de tartışmalı olan konular ve mevzuatla birlikte çeşitli toplumsal ve kültürel faktörler gündeme getirilmiştir. Örneğin yetkin arabulucular tarafından yönetilmeyen arabuluculuk süreçlerinde kadına yönelik ortaya çıkabilecek risklerle ilgili olarak aile içi şiddet konusu tartışılan konulardan birisi olmuştur. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU Üçüncü Aile Arabuluculuğu Çalıştayı ise 15-16 Mayıs 2017 tarihinde Ankara’da düzenlenmiş olup, çalıştayda Türkiye’de aile arabuluculuğunun yasal çerçevesi incelenmiştir. İlgili çalışma; CEPEJ (2007)14 sayılı mevcut tavsiye kararların daha iyi uygulanmasına ilişkin Avrupa Konseyi, CEPEJ (Avrupa Adaletin Etkinliği Komisyonu) Rehber İlkeleri – Rec (98)1 sayılı Aile Arabuluculuğu Tavsiye Kararı ile 2008 AB Arabuluculuk Yönergesi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Söz konusu çalıştayların programı ve organizasyonunu proje kapsamında Avrupa Konseyi tarafından yapılmış olup uluslararası danışmanlar, proje kapsamındaki aile mahkemeleri hâkimleri, arabulucular, akademisyenler ile Yargıtay, Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan ve Sivil Toplum Kuruluşlarından temsilciler ile milletvekilleri katılmıştır. Bu çalıştaylar, az sayıda katılımcıyla “Kapalı Çalıştay” şeklinde organize edilmiştir. Her çalıştayın sonunda tartışılan konulara ilişikin sonuç raporları düzenlenmiştir.
I. 11-13 MAYIS 2016 TARİHİNDE DÜZENLENEN BİRİNCİ AİLE ARABULUCULUĞU
ÇALIŞTAYI
11-13 Mayıs 2016 tarihinde düzenlenen birinci Aile Arabuluculuğu Çalıştayı’nın sonunda düzenlenen raporda şağıdaki hususlar değerlendirilmiştir; 1- Toplantıya katılanlar tarafından Aile Hukuku’nda arabuluculuk yapılabilecek konuların; a) Nişanlanma sonrası istihkak ve alacakla ilgili uyuşmazlıklar, b) Boşanma sonrası istihkak ve alacaklarla (mal rejimi, nafaka ve tazminat) ilgili uyuşmazlıkların arabuluculukla çözümlenmesine elverişli olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Aile Hukuku’ndan doğan ve aile arabuluculuğu ile çözümüne elverişli olmayan konuların ise boşanma ve aile içi şiddet konusundaki uyuşmazlıklar olduğunun kabul edildiği, toplantı da tartışılan ve görüş birliğine varılamayan hususun ise aile içi şiddet ve boşanmanın arabuluculuğa açılıp açılamayacağı hususlarının olduğu tespit edilmiştir. 2- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu md. 1/II’ye göre; ‘‘ Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan hukuk uyuşmazlıklarının uygulanır. Şu kadar ki aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğu elverişli değildir’’ ifadesi yer almaktadır. Bu düzenleme çalıştayda tartışılmış ve şiddetin birçok türü (ekonomik, psikolojik vs.) olduğu, her şiddetin tarafların iradesini serbestçe ortaya koymasına engel olacak düzeyde olmadığı görüşü ortaya atılmıştır. Ancak bu tür ihtilaflarda uzman aile arabulucularından yararlanılması ve aile arabuluculuğunun özel uzmanlık alanı olup olmayacağı hususları değerlendirilmiştir. 3- İstanbul Sözleşmesi’nin 48. maddesinde aile içi şiddetle ilgili konuların arabuluculuklarla çözümlenemeyeceğini düzenlemişse de bu hükmün zorunlu arabuluculukla ilgili olduğu, dolayısıyla bu konularda zorunlu aile arabuluculuğuna gidilmemesi konusunda fikir birliğine varılmıştır. 4-Aile uyuşmazlıklarının psikolojik yanı ağır bastığı ve hassas bir konu olduğu için, aile arabuluculuğu yapacak hukukçuların uzmanlık eğitimlerinde daha çok psikoloji ve süpervizyon dersi alması, bu eğitimlerinde bakanlığın akredite ettiği ve edeceği üniversiteler bünyesinde verilmesi öngörülmüştür. Bu eğitimler sonunda eğitimi verecek kurumca sınav yapılarak sertifika verilmesi değerlendirilmiştir. 5- Boşanma davası açılmadan öncede pilot uygulamalarda olduğu gibi tevzi bürolarında çalışanlar tarafından arabuluculuk hakkında bilgilendirme zorunluluğu getirilmesi önerilmiştir. 6- Arabuluculuk Kanunu’nun sicille ilgili bölümüne yeni bir bölüm eklenerek aile arabulucusu sıfatını kazanmak için nasıl bir eğitimden geçileceği ve sicile kayıt şartlarının düzenlenmesi gerektiği önerilmiştir. 7- Eğer hakim, şiddetin tarafın iradesine engel olmadığını düşünüyorsa, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine dair Kanun’un 7. maddesinde yer alan ‘‘Aile mahkemeleri, önlerine gelen dava ve işlerin özelliklerine göre, esasa girmeden önce; aile içindeki karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörünün korunması bakımından eşlerin ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunları tespit ederek bunların sulh yoluyla çözümü gerektiğinden uzmanlardan da yararlanarak teşvik eder” şeklindeki ilk cümlenin “uzmanlardan ve aile arabuluculuklarından yararlanarak teşvik eder” şeklinde değiştirilmesi gerektiği çoğunluk tarafından savunulmuştur. 8- Çocuk kaçırmalarında arabuluculuk yönteminden bir ara hizmet olarak yararlanılabileceği, nitekim Lahey Sözleşmesi’nin buna cevaz verdiği, bu tür uyuşmazlıklarda savcıların, aile arabulucularından rapor alabilecekleri dile getirilmiştir. 9- Farklı görüşler olarak ise gerek Anayasamız gerekse uluslararası sözleşmelerin emredici hükümleri doğrultusunda, çocukların ve kadınların menfaatleri ve refahlarının öncelikle gözetilmek zorunda olduğu, şiddet gören mağdur taraf (özellikle de ülkemizde kadınlar), arabuluculuk gibi tarafların eşit konumda iradelerini beyan edecekleri bir alanda kendilerini ifade edemeyeceklerinden haklarının korunamayabileceğini, dolayısıyla bu tür uyuşmazlıklarda aile arabuluculuğuna gidilmesinin doğru olmadığı ifade edilmiştir. 10- Çalıştayda ayrıca özel bir alan olan “Aile Arabuluculuğuna” ilişkin düzenlemeler yapılarak bu alana ilişkin özel sicil ve sertifikalı eğitim programlarının mevzuata alınması gerektiği, boşanma ve aile içi şiddet konularında ara hizmet olarak aile arabulucularından yararlanılması için 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’da gerekli değişikler yapılması gerektiği, icrada çocuk tesliminde de aile arabulucularının hizmet verebileceğini, bunun için İcra ve İflas Kanunu’nun değiştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yine uluslararası çocuk kaçırmalarında savcıların aile arabulucularından yardım almasının Lahey Sözleşmesi’ne uygun olduğu, bu konuda Bakanlık’ın bir çalışma yapabileceği ifade edilmiştir. 11- Toplantıya katılan Avrupa Konseyi CEPEJ Uzmanı Maria Olivera tarafından yurtdışındaki uygulamalara ilişkin olarak şu tespitlerde bulunmuştur: a) Mevzuatta ülkeler arasında farklılıklar olsa da arabuluculuk ilkeleri evrensel olmalıdır. b) Avrupa ülkelerinin çoğunda arabuluculuk hâkim teşviki ile gerçekleşmektedir. c) Hâkimler, en iyi kararı ebeveynlerin vereceğini düşündüğünden velayete ilişkin kararı taraflara bırakır. d) Arabulucular ve dernekler ortak bir meslek kuralları olması gerektiğinin eksikliğini hissetmişlerdir. Avrupa meslek kuralarına tabidirler. e) Fransa’da arabulucular bağlı oldukları kurumların kurallarına tabidirler. f) Eğitim ile ilgili uygulamalar Avrupa ülkelerinde birbirinden farklıdır. g) Almanya’da adli yardım yoktur. h) İngiltere ve Galler’de ilk oturum ücretsizdir. i) Portekiz’de çocuk savcıları vardır, çocukların haklarını savunurlar. j) Aile içi şiddet suçtur ve adil, güvenli, anlaşılabilir bir ortamı ortadan kaldırır. k) Aile davalarında bilgilendirici oturumlar çok önemlidir. l) Mekik arabuluculuğu da kullanılabilir. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU 12- Ulusal katılımcılar tarafından ise şu tespitlerde bulunulmuştur: a) Kanun, şu haliyle arabuluculuğa elverişli değildir. b) İstanbul Sözleşmesi’ne göre taraflardan birinin iradesinin engelleneceği şekilde şiddete maruz kalması durumunda aile içi şiddet iddiasından bahsedilebilir, şiddet kapsamı genişletilmemelidir. c) Çocukların ilişkilerinin ve toplum huzurunun korunması amacıyla aile arabuluculuğunun kapsamının genişletilmesi ve 6325 sayılı yasanın aile arabuluculuğuna uygun hale getirilmesine yönelik değişiklikler yapılması gereklidir. d) Aile arabuluculuğu kanunda ayrı bir başlık altında değerlendirilmelidir. e) Aile arabulucuları, kolaylaştırıcı arabuluculuk dışına da çıkabilmeli, basit çözüm ve önerilerde bulunabilmeli, ancak hukuki tavsiye verememelidir. f) Aile arabulucuları psikolog, pedagog gibi sosyal çalışma görevlilerinden yardım almalıdır. g) Arabulucu ücret pazarlığı içerisine girmemeli, nafaka tazminat gibi konularda ücretin artıp azalması gibi pazarlıklar içinde bulunmamalı, arabulucunun ücreti mahkeme harçları gibi peşin ödenmeli, gerekirse kamu gelirlerinden karşılanabilmelidir. h) Arabulucu, tarafların her yönden eşit olmasını ve irade serbestliğini sağlamalıdır. Şiddet içeren olaylarda mekik arabuluculuğu yöntemi de kullanılabilir. i) Çocukların durumdan olumsuz etkilenmemeleri için gerekli tedbirler alınmalıdır. j) Aile arabulucusu, çocuk, mahkemede dinlenemeyecek yaşta ise uzmanlardan rapor almalı ve bunu anlaşma metnine eklemelidir. k) Duruşmalı yapılacak icra edilebilirlik şerhi işlerinde çocuklar da bulunmalı, fikri alınabilecek yaşta ise dinlenmeli, mahkemede dinlenemeyecek yaşta ise aile arabulucusu uzmanlardan rapor almalı ve bunu anlaşma metnine eklemelidir. l) Mahkemelerin yoğunluğu nedeniyle, icra edilebilirlik şerhi verme işi için özel bir aile mahkemesi görevlendirilmeli, verilen kararlar kesin olmalı ya da kararlara karşı en fazla istinaf yolu açık olmalıdır. m) Aile mahkemeleri yargılamaları, uygulamaları başarılıdır. Bu başarılar arabuluculuğa gidilmesini engellemektedir. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU n) Velayet, nafaka konuları da arabuluculuğa uygun hale getirilmelidir. o) Aile arabuluculuğu sürecinde sosyal çalışma görevlilerinden yardım alınmalıdır. p) Aile arabuluculuğunda adli yardım imkanı açılmalıdır. q) Şiddetin rehabilite edilmesi, hakimin gerekirse tarafı bir merkeze yönlendirerek bunu sağlaması gerekir. r) Mahkemelerde kadının güvenliği her zaman sağlanamayabiliyor, güvenlik alt yapısı sağlanarak arabuluculuk konusu olan aile içi şiddet içeren konular arabuluculuğa açılabilir, farklı mesleklerin işbirliği içinde olması da önemlidir, şeklinde görüşler dile getirilmiştir.
II. 21-22 KASIM 2016 TARİHLERİNDE DÜZENLENEN İKİNCİ AİLE ARABULUCULUĞU
ÇALIŞTAYI
İsveç İşbirliği Kalkınma Ajansı (Sida) ve Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı tarafından ortak olarak fonlanan ve Avrupa Konseyi tarafından uygulanmakta olan “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi Projesi” kapsamında düzenlenen İkinci Aile Arabuluculuğu Çalıştayı; Türkiye’de ve Avrupa’da aile arabuluculuğuna genel yaklaşımı gözden geçirerek; aile arabuluculuğunun Türkiye’de etkin bir şekilde uygulanmasına yönelik olarak aile arabulucuğunun kapsamı ve gerekliliklerini belirleyerek genel bir çerçeve geliştirmeyi amaçlamıştır. Bu bağlamda Çalıştay’da ulusal katılımcılar, uluslararası uzmanların da desteği ile aşağıdaki konularda çalışmışlardır: 1-Avrupa’daki aile uyuşmazlıkların çözümünde ebeveynlere, çocuklara ve geniş aile yapılarına destek sağlayan mevcut aile arabuluculuğu politikalarını ve uluslararası sözleşmelerin iç hukukta nasıl kullanıldığı, 2- Hukuk ve ticarî uyuşmazlıklardaki arabuluculuk ile aile arabuluculuğu arasındaki farkları vurgulayarak, arabuluculuk mevzuatında ve diğer mevzuatta değişiklik yapmayı planlayan politika yapıcılarına etkin, ulaşılabilir, etkili ve bütünleşik bir aile arabuluculuğu çerçevesinin nasıl hazırlanacağı, 3- Aile arabuluculuğunun ve aile arabulucularının eğitimlerinin kapsamı, ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU 4- Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi ve İstanbul Sözleşmeleri ele alınmış, İstanbul Sözleşmesi’nin 48. maddesi kapsamında “şiddet içeren uyuşmazlıkların” arabuluculukla çözülüp çözülemeyeceği ve şiddetin tanımı, uluslararası mevzuatta aile arabuluculuğu ile ilgili yer alan hükümlerin iç hukukla çelişip çelişmediği,19 Ekim 1996 Tarihli Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair Sözleşme-Lahey Sözleşmesi hükümleri kapsamında iç hukukta yapılması gereken düzenlemelerin ne olması gerektiği konuları değerlendirilmiştir. İlk gün yapılan çalıştayda öne çıkan hususlar şunlar olmuştur: 1-AB’de arabuluculuk ile ilgili her ülkede farklı bir sistem bulunmaktadır. 2008 yılında pek çok ülkede aile arabuluculuğu kanunu yoktu ancak AB’nin geliştirdiği direktif üzerine ülkeler bu direktifi kendi iç hukukları için de kabul etmşlerdir. Özellikle sınırötesi aile içi uyuşmazlıklara dair bu direktif önem taşımaktadır. 2- Hukuki- ticarî arabuluculuk ve aile arabuluculuğu arasında bazı farklar bulunmaktadır. Ortak hedefleri vardır (ortak felsefe ve değerler ile hedefler, arabuluculuk sürecinin genel tanımları, arabulucunun rolü açısından) ancak yine arabulucuların tutum ve tavırları açısından farklılıklar arz etmektedir. Aile arabuluculuğu özeldir, dolayısıyla özel bir eğitim gerektirir. Aile arabulucuları mahkeme adına çalışmayan bağımsız profesyoneller olmalıdırlar. İşlevleri, sınırları ve görevleri net bir şekilde tanımlanmalı, ayrı bir kanuna tabi olmalıdırlar. 3- Aile arabulucuları, çocukları yasal hakları olan fertler olarak kabul ederler; onları anne ve babalarının malları olarak görmezler. Ebeveylerin çocuklar üzerinde hakkı yoktur ama ebeveynlerin çocuklarına karşı yerine getirmekle yükümlü oldukları sorumlulukları vardır. 4- Her aşamada çocuğun refahı ve ihtiyaçları ön plandadır, çocuğun dilekleri dikkate alınır. 5- Aile arabulucuları çocuğun zarar gördüğünden şüphelenirlerse bunu çocuk esirgeme kurumuna bildirmekle yükümlüdürler BU, GİZLİLİĞİN BİR İSTİSNASIDIR! İngiltere ve Galler’de aile arabuluculuğunda gizlilik istisnaları hukuk uyuşmazlıklarından arabuluculuktan farklıdır. 6- İngiltere ve Galler’de Ulusal Aile Arabuluculuk Konseyi, meslek kuralları, meslek içi gelişim ve aile arabuluculuğu eğitimlerine dair birtakım düzenlemeler yapmaktadır. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU Çalıştay’da ayrıca İstanbul Sözleşmesi’ne Türkiye’nin yaklaşımı, zorunlu arabuluculuk ve aile içi şiddetin kapsam konularında şu değerlendirmeler yapılmıştır: 1- İstanbul Sözleşmesi 2014 yılında yürürlüğe girmiş olup, Türkiye de ilk imzalayan devletlerden biridir. İstanbul Sözleşmesi’nin 48. maddesi aile arabuluculuğu ile ilgilidir. Şiddet varsa kesinlikle arabuluculuk sistemi işletilemez. 2- İstanbul Sözleşmesi arabuluculuktansa savunuculuk üzerinde durmuştur. Türkiye de taraf olduğu bu metni dikkate almalıdır. Arabuluculuk, tarafların eşit olduğu durumlarda yapılır. Kontrol altında tutma, aşağılama gibi durumların olduğu yerde taraflar eşit değildir. Arabuluculuk baskı mekanizması olarak işleyebilir; buna dikkat edilmesi gerekmektedir. 3- Kadınlar arasındaki farklılıklara mutlaka dikkat edilmelidir. Engelli kadınlar, sağlık sorunları olan kadınlar, rehabilitasyona ihtiyacı olan kadınlar gibi özel ihtiyaçları olan kadınlara bu ihtiyaçlarının giderilmesi sağlanmalıdır; ancak Türkiye’de sığınma evleri yetersizdir. Arabuluculuktan yararlananların takibi gerekir. 4- Tarafsızlık ve gizlilik hususları aile arabuluculuğunda bir değer olarak tartışılmalıdır. Çalıştay’da ayrıca , acil yardım hattına devlet desteği sağlanması, milli eğitim müfredatına “cinsiyet eşitliği”nin ders olarak eklenmesi gerektiği, sığınma evleri koşullarının yeterli hale getirilmesi ve bu konuya belediyeler tarafından yatırım yapılması gerektiği, İstanbul Sözleşmesi’nin zorunlu arabuluculuğa dair bir düzenleme olduğu ve ihtiyari arabuluculuğu kapsamadığı tespitleri yapılmıştır. Çocuk kaçırmalarına dair sözleşmelerin uygulama kitapçığına aile meseleleri çerçevesinden bakıldığında yüzyüze arabuluculuğun çok istisnai durum olduğu, yüzyüze görüşme yapılacaksa özel koruma, özel oda, koruma butonu, eş arabuluculuk gibi unsurların değerlendirilmesi gerektiği, genelde ise mekik arabuluculuğu ya da telekonferans yöntemi ile ilerlemenin mümkün olabileceği hususları tartışılmıştır. Bu çalıştayda uzman sayın Lisa Parkinson aile arabuluculuğunun kapsamı ve işlevlerine dair yaptığı değerlendirmede arabuluculuğun 20.yy.’da ortaya çıkmadığını, pek çok farklı kültürde ve toplumda arabuluculuğun uzun bir hikayesinin olduğunu belirtmiştir. Değerlendirmeye göre arabulucu herkesle ayrı ayrı gizli bireysel toplantılar yapmalıdır. Arabuluculuk süreci anlatılmalı ve aile içi istismara dair bir tarama yapılmalıdır. Arabulucu gerekirse koruma ve güvenlik açısından kadın destek hizmetlerine ve/veya avukata yönlendirme yapmalıdır. Güç dengesizliği olup olmadığı gözlenmeli ve gerekirse görüşmeler ayrı ayrı yapılmalıdır. Şayet çocuğun zarar görme riski varsa arabulucu derhal bildirimde bulunmalıdır. Taraflardan biri akıl hastalığı tedavisi görmüş veya görüyorsa arabuluculuk yapılmamalıdır. Eşlerden biri diğerine psikolojik ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU şiddet uyguluyorsa bu o tarafın özsaygısını zedeler ve karar verme yetisini engeller. Şiddet her zaman erkekten kadına yönelik olmaz. Sayın Lisa Parkinson’un verdiği bilgiye göre günümüzde İngiltere’de üç davanın birinde kadının erkeğe yönelttiği şiddet ve kadınlar arası ilişkilerde de kadın şiddeti görülebilmektedir. Aile içi şiddet ve çocuğa karşı şiddet birlikte incelenmelidir. İngiltere’de aile içi şiddete tanık olma halinde de çocuk istismarının varlığı kabul edilmektedir. Ayrılık talebi halinde bazen şiddet ilk defa ortaya çıkabilir ve bu şiddet tekrarlanabilir. Bu nedenle arabulucu dikkatli olmalıdır. Çalıştayın uluslararası katılımcısı sayın Maria Oliveira ise “Ulusal Sistemlerde Aile Arabuluculuğunun Kurumsal Olarak Entegrasyonu: Adli Yardım, Güç Dengesizlikleri, Ulusal ve Uluslararası Mevzuat Uygulamaları” hakkında bilgilendirmede bulunmuştur. Sunumda öne çıkan hususlar şunlardır: 1- Uluslararası hukukun üç yönü bulunmaktadır: Çocuklar ve ebeveynlerinin arasındaki aile bağlarını devam ettirilmesi, uluslararası çocuk kaçırmanın Medeni Hukukla ilgili yönleri ve aile arabuluculuğunun nasıl yapılacağı. 2- Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi (15 Mayıs 2003) m.4 uyarınca, çocuğun ebeveynleri ile ilişki kurması onun yüksek yararına değilse devreye girdiği ve temas gözetim altında gerçekleşebileceği. 3- Uluslararası Çocuk Kaçırmalarının Hukuki Veçhelerine Dair La Haye Sözleşmesi (25 Ekim 1980) uyarınca tarafların dinlenmesi önemlidir. Bir çözümün onlara dayatılmasından ziyade tarafların gönüllü olarak anlaşmalarının önemi vurgulanmaktadır. Avrupa Konseyi’nin aile arabuluculuğuna dair bir tavsiye kararı vardır. Portekiz’de hemen bu tarihten itibaren aile arabuluculuğu uygulanmaya başlanmıştır. Aile arabuluculuğu ve hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuğa ilişkin mevcut tavsiyelerin daha iyi uygulanması için 2007’de CEPEJ rehberleri hazırlamıştır ve bu rehberler “Mevcudiyet – Erişilebilirlik – Farkındalık” temelleri üzerine kurulmuştur. Yine, Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi (15 Mayıs 2003) net bir şekilde tarafların arabuluculuğa teşvikleri için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Çalıştay’da ulusal katılımcılar tarafından aşağıdaki değerlendirmelerde bulunulmuştur;: 1- Aile arabulucularının eğitimi konusunda yapılan değerlendirmelerde aile arabuluculuğunun hukuki ve ticarî arabuluculuktan farklı olduğu, aile arabulucularının farklı boyutlar arasında bağ kurabilmesi, çatışma çözme becerileri, kişilerarası iletişim becerileri, bu becerileri destekleyecek temel bilgi birikimine haiz olmaları gerektiği ve iletişim, şefkat, kültürel farkındalık, uyum ve işbirliğinin aile arabuluculuğunda olmazsa olmaz unsurlar olduğu tespit edilmiştir. Aile arabuluculuğunda eğitim süreklidir. (İlgili ülkelerin kültürleri, hukuk ve değer sistemleri gibi konularda hazırlıklı olmak şarttır). Edinilen bilgiler pratiğe dökülmelidir. 2- Aile arabuluculuğu için en uygun modelin “Ekosistemci Arabuluculuk” olduğu, bu modelin aile odaklı bir sistem olduğu, aile ilişkilerini yeniden düzenleme üzerine kurulu olduğu, çocukların duyguları, ihtiyaçları ve refahlarını ön plana çıkarttığı hususları üzerinde durulmuştur. 3- Aile arabuluculuğunda, onaylanmış temel eğitim, denetimli uygulama ve sürekli eğitim, yetkinliğin değerlendirilmesi, akreditasyon, çocuk danışmanlığı ve sınırötesi arabuluculuk konusunda ek eğitimin gerekli olduğu iletişim, yeterlilik, uyum, empati, yaratıcılılığın aile arabulucularının arabuluculuk sanatını icra için ihtiyaçları olan yeterliliklerden olduğu belirtilmiştir. Çalıştay’da sayın Lisa Parkinson tarafından uluslararası aile arabuluculuğunda deneyim ve gelişmeler konusunda şu değerlendirmeler yapılmıştır: 1- 1980 tarihli La Haye Sözleşmesi için bir iyi uygulama rehberi bulunmaktadır. Türkiye de bu sözleşmeye taraf bir ülkedir. Sözleşme, yalnızca her iki ülke de sözleşmeyi imzalamışsa ve ilgili ülkelerin her ikisi de diğer ülkenin katılımını kabul etmişse geçerli olmaktadır. 2- 1980 ve 1996 sözleşmeleri arasında bazı farklar bulunmaktadır. 1996 tarihli La Haye Sözleşmesi öncelikli sorumluluğu çocuğun mutad ikametgahı ülkenin mahkemelerine vermektedir. 3- İngiltere’de sınır ötesi çocuk kaçırma olaylarında da adli yardımdan yararlanmak mümkündür. 4- Arabuluculuk esnek ama yapılandırılmış bir süreçtir. Yüzyüze veya uzaktan telekonferans ile görüşme yapılması, mekik arabuluculuğu, eş arabuluculuk gibi unsurlar barındırır. Süreç hızlı ilerler, maliyet düşüktür. Arabuluculuk sözleşmesine etkinlik kazandırmak için mevcut ulusal düzenlemeler bulunmalıdır. 5- Çocuk yeterince olgunsa çocuğun görüşüne başvurulmalıdır. Avrupa Konseyi’nin 2015 tarihli bir tavsiye kararı bulunmaktadır. Bu karar, çocuğun faydasının öncelikli öneme sahip olduğunu teyit eder ve üye devletleri çocukların yerlerinin değiştirilmesinin önlenmesi veya bunların sonuçlarının ele alınması konusunda önlemler almaya davet eder; mahkeme dışı uyuşmazlık çözümünü teşvik eder. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU 6- İngiltere’de sınırötesi uyuşmazlıklarda arabuluculuk ek bir eğitim gerektirmektedir. 7- Sınırötesi uyuşmazlıklarda arabuluculuğa katılan ebeveynlerin %86’sı arabuluculuktan çok memnun kalmışlardır. Uluslarası çocuk kaçırmalarda eş arabuluculuk uygulanmalıdır. Arabulucularda olması gereken becerilerin en önemlileri, deneyim, uzmanlık ve tarafsızlıktır. Çalıştay’da ulusal katılımcılar tarafından ayrıca aşağıdaki konular değerlendirilmiştir; 1- Fiziksel şiddetin 10 sene önce gerçekleşmiş olması arabuluculuk için bir engel değildir. Devam eden şiddet engeldir. Bu durumda da mekik arabuluculuğu yapılır. Aile arabuluculuğunda fiziksel şiddet varsa avukat yardımı yapılmalıdır. Şiddet var diye kesinlikle arabuluculuk yapılamaz, denilmemelidr. Ekonomik şiddet güç dengesizliğine sebep olur. 2- Özellikle yoksun kesiminin adalete erişimi bizim için çok önemlidir. Kadınlar için adalete erişimin önündeki engeller; eğitimsizlik, yoksulluk, bilgisizlik ve mahkemeye erişememe şeklindedir. 3- Arabuluculuk eğitimi toplumsal cinsiyete duyarlılık göz önüne tutulmalıdır. Şiddetin ayrıntılı tanımı yapılmalı ve arabuluculuk dışında tutulmalıdır. 4- Arabuluculuk adli yardım kapsamına alınmalıdır. 5- Arabuluculuğun yaygınlaştırılması için çok paydaşlı bir işbirliği sağlanmalıdır. 6- Yaplan görüşmelerde şiddetin fiziksel, ekonomik, cinsel ve psikolojik olmak üzere dört farklı türü olduğu üzerinde durularak; şiddet türleri arasında ayırım yapılamayacağı, şiddetin olduğu yerde mutlaka güç dengesizliğinin bulunduğu ve bu durumun da arabuluculuk için uygun olmadığı görüşü ağırlık kazanmıştır. Ekonomik şiddetin ayrı tutulabileceği görüşü ve şiddetin uzun zaman önce var olmuş olması halinde de arabuluculuk yoluna başvurmanın mümkün olup olmayacağı konuları tartışılmıştır. 7- İstanbul Sözleşmesi’nin 48. maddesinde aile içi şiddetle ilgili konuların arabuluculukla çözümlenmeyeceği düzenlenmişse de bu hüküm zorunlu arabuluculukla ilgilidir. Dolayısıyla bu konularda “zorunlu” aile arabuluculuğuna gidilmemesi konusunda fikir birliği sağlanmıştır. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU 8- Aile arabuluculuğunun hangi konularda uygulanmasının mümkün olduğu hususu tartışılarak velayet ve çocukla kişisel ilişki konularının da yurtdışında olduğu gibi aile arabuluculuğu ile çözümlenmesinin ülkemiz koşullarında uygun olup olmadığı üzerinde farklı görüşler paylaşılmıştır. 9- Aile arabuluculuğunun mevzuatta ayrıca düzenlenmesi konusunda görüşbirliğine varılmıştır. Ancak bu konuda farklı iki görüş ortaya konulmuştur. Katılımcıların çoğunluğu aile arabuluculuğunun eğitimi, sicili ve diğer farklılıkları nedeniyle ayrı bir “Aile Arabuluculuk Kanunu” altında düzenlenmesi gerektiği görüşünde olmakla birlikte bir kısmı aile arabuluculuğunun mevcut 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu içerisinde ayrı bir bölüm olarak düzenlenmesinin yeterli olduğunu ileri sürmüşlerdir. Gerekirse bir yönetmelik yapılabileceğini belirtmişlerdir. 10- Sınırötesi aile arabuluculuğunun önemine değinilmiştir. Ülkemizde 01 Şubat 2017 tarihinde yürülüğe girecek olan 1996 tarihli Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair Lahey Sözleşmesi kapsamında acilen bir çalışma yapılması gerektiği konusunda görüşbirliğine varılmıştır. Öneri olarak, uluslararası aile arabuluculuğu yapacak arabulucuların niteliklerinin de ayrıca düzenlenmesi gerektiği bildirilmiştir. Bu alanda arabuluculuk yapacak kişilerin yabancı dil bilmeleri, farklı kültürler hakkında bilgi sahibi olmaları, ulusal ve uluslararası mevzuata hakim olmaları gerekmekle beraber aile hukuku uyuşmazlıklarında deneyim sahibi olan kişilerden akredite olarak bu alanda çalışmaları gerekmektedir. Bu konuda katılımcılar tarafından görüşbirliği sağlanmıştır. 11- Aile arabuluculuğu yapacak kişilerin eğitimlerinin diğer alanlarda çalışacak arabulucuların aldıkları eğitimden farklı ve kapsamlı olması gerektiği tartışılmıştır. Aile uyuşmazlıklarında görev alacak arabulucuların temel eğitim üzerine daha ayrıntılı bir eğitim almaları, akredite edilmeleri gerektiği ve süpervizyon alarak her yıl yenileme eğitimleriyle birlikte alandaki uzmanlıklarını geliştirmeleri gerektiği konusunda fikirbirliği sağlanmıştır. 12- Avrupa Konseyi CEPEJ (Avrupa Adaletin Etkinliği Komisyonu-The European Commission for the Efficiency of Justice) (CEPEJ (2007)14 Aile ve Hukuk Arabuluculuğuna ilişkin Tavsiye Kararının Daha İyi Uygulanmasına Yönelik Rehber İlkeleri’ne göre “Çocuğun Yüksek Yararı (m.1.7.)” başlığı altında çocuğun yüksek yararının önemi vurgulanmıştır. Öte yandan çocuğun yüksek yararının tanınması için kabul edilen kriterler ülke mevzuatlarına göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle üye devletler ve aile arabuluculuğuyla bağlantılı diğer kurumlar, çocuğun yüksek yararına hizmet ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU edecek ortak değerleme kriterleri geliştirmek amacıyla birlikte çalışmalıdır. Bu amaçla örneğin çocuğun arabuluculuk sürecinde taraf olmasına olanak sağlanabilir. Bahse konu kriterler belirlenirken çocuğun yaşı veya zihinsel olgunluğu, ebeveynlerin rolü ve uyuşmazlığın konusu gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Bu kriterlerin oluşturulmasında Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ile işbirliği içinde öncülük yapabilir, görüşü dile getirilmiştir. 13- Arabuluculuk aile uyuşmazlıklarında sıklıkla kullanılan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri değildir. İlgili mevzuata ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere kamu düzeni kapsamına giren uyuşmazlıklar arabuluculukla çözümlenemez ve Türkiye’de aile uyuşmazlıklarının pek çoğu kamu düzeni kapsamındadır, değerlendirmesi yapılmıştır. Dünyada oluşmaya başlayan genel anlayışa bakıldığında, velayet hakları, çocukla görüşme ve genel anlamda aile uyuşmazlıklarına ilişkin kararların mahkemelerce verilmesinin en iyi çözüm olmayabileceği de tartışılmaktadır. Buna ilave olarak pek çok yargıç, mahkeme/adliyelerin soğuk ortamlarının ve mahkeme kararlarının verildiği yerlerin iki ebeveyn arasında kalarak kime verileceğini izleyen masum seyirci konumdaki çocukları etkilediğinden, en iyi yer veya araç olmadığını düşünmektedirler. Çekişmeli yargı davalarına ilişkin sınırlılıklar göz önüne alındığında, arabuluculuk uyuşmazlıkların çözüm mekanizması olarak bir alternatif yöntem sunabileceği düşüncesine varılmıştır. Düzenenen bu çalıştaylarla Avrupa’daki genel yaklaşım incelenerek, Türkiye’de aile arabuluculuğu sisteminin geliştirilmesine rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Bu amacın bir parçası olarak Çalıştay katılımcılarının uluslararası uzmanların da desteği ile aşağıdaki konuları değerlendirmesi hedeflenmiştir: 1- Avrupa’daki aile uyuşmazlıkların çözümünde ebeveynlere, çocuklara ve geniş aile yapılarına destek sağlayan mevcut aile arabuluculuğu politikalarını ve uluslararası sözleşmelerin iç hukukta nasıl kullanıldığını incelemek, 2- Hukuk ve ticarî uyuşmazlıklardaki arabuluculuk ile aile arabuluculuğu arasındaki farkları kavrayarak, arabuluculuk mevzuatında ve diğer mevzuatta değişiklik yapmayı planlayan politika yapıcılarına etkin, ulaşılabilir, etkili ve bütünleşik bir aile arabuluculuğu çerçevesi hazırlamakta rehberlik etmek. 3- Aile arabuluculuğu kapsamını aile arabulucularının eğitimlerini, aile mahkemesi hâkimlerinin, uzmanlarının ve adliye personelinin teknolojik ve mekânsal gerekliliklerini dikkate alan politika ve süreçlerle uyumlu uygun yapılanmalar konusunda tavsiyelerde bulunmak. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU
III. 15-16 MAYIS 2017 TARİHİNDE DÜZENLENEN ÜÇÜNCÜ AİLE ARABULUCULUĞU
ÇALIŞTAYI
Üçüncü Aile Arabuluculuğu Çalıştayı’nda paydaşlar tarafından elde edilen sonuçlar şöyledir: 1- Aile Hukuku’na ilişkin uyuşmazlıkların arabuluculuk yolu ile çözümü konusunun hassas bir alan olduğu, 2- Bu alana ilişkin yeni bir mevzuat hazırlanması gerekliliği, 3- Özellikle Türkiye’nin taraf olduğu bu konudaki ikili ve çok taraflı milletlerarası sözleşmelerdeki çocuğun üstün yararı ilkesine de bağlı kalınarak Aile Hukukuku’na ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuğa elverişli alanların ve bunun hangi usûl ve esaslar çerçevesinde uygulanması gerektiğinin belirlenmesi, 4- Aile arabuluculuğunun gönüllülük ilkesi (ihtiyarî arabuluculuk) çerçevesinde ve mahkemelerden bağımsız düşünülemeyeceği (mahkeme temelli), 5- Aile arabulucularının yurt dışı standartlarına uygun kapsamlı bir eğitim alması ve akreditasyon elde etmesi, 6- Her yıl başkaca eğitimlerin alınması ve akreditasyonun yenilenmesi gerektiği, 7- Türkiye’de Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Vehçelerine Dair 25 Ekim 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi kapsamındaki uyuşmazlıklar bakımından yapılacak olan arabuluculukta görev almak üzere birden çok dil bilen, bu konuda gerekli psikoloji, pedagoji eğitimlerini almış, bu alanda yetkinlik sahibi uluslararası arabulucuların da yetiştirilmesi gerekliliği konularında görüş birliği sağlanmıştır.
IV. EĞİTİCİLERİN EĞİTİMİ
Yapılan üç çalıştay sonunda, aile arabuluculuğuna ilişkin etkili bir eğitim modeli, standartları ve akreditasyon sisteminin Avrupa standartları ve uluslararası sözleşmeler ışığında geliştirilmesinden sorumlu olması planlanan ve arabuluculardan oluşan, eğitici grubuna eğitim verilmesi amacıyla eğiticilerin eğitimin yapılmasına karar verilmiştir. Düzenlenen bu eğitimle aile arabuluculuğuna ilişkin içerik, aile arabuluculuğu eğitimi ve bir aile arabulucusunun vasıflarının neler olması gerektiği konusunda çalışma yapabilecek nitelikte arabulucuların eğitilmesi hedeflenmiştir. Bahsi geçen eğiticilerin eğitimi 6-10 Kasım 2017 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU Başlıca eğitim konuları şöyledir: 1- Aile arabuluculuğuna ilişkin temel konular ve hukuk/ ticarî arabuluculuk ile aile arabuluculuğu arasındaki temel farklar, 2- Aile arabulucusunun özellikleri ve becerileri, 3- Aile arabuluculuğunun aşamaları, 4- Aile arabuluculuğunun ilk oturumunda kullanılan tarama araçlarının sunumu (interaktif), 5- Aile arabuluculuğunun sınırları ve aile içi şiddet de dâhil olmak üzere aile arabuluculuğuna uygun uyuşmazlıklar, 6- Aile arabuluculuğunun temel ilkeleri ve çocuğun yüksek yararı ve Aile Arabuluculuğuna ilişkin Uluslararası Sözleşmeler, 7- Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Aile Arabuluculuğu/ Avrupa Konseyi tavsiye kararları, PACE, vs., 8- Gözlem ve Eş Arabuluculuk / Özel Oturum (inter-aktif), 9- Gruplar bazında uygulamalı eğitim oturumları ve uluslararası eğiticiler tarafından geri bildirim verilmesi, 10- Aile Arabuluculuğu Eğitim Müfredatının temel unsurları neler olması gerektiği, 11- Ulusal Mevzuatın Gözden Geçirilmesi ve Üçüncü Aile Arabuluculuğu Çalıştayının Sonuçları, 12- Eğiticilerin temel becerileri a. Eğiticilerin temel becerileri b. En sık yapılan hatalar c. Etkileşimli eğitim tekniklerinin kullanımı d. Uygulamalı eğitim oturumları nasıl oluşturulur
V. AİLE ARABULUCULUĞU REHBER KİTABI
İleride düzenlenmesi düşünülen aile arabuluculuğu eğitimleri için oluşturulacak eğitim modüllerine kaynak teşkil etmesi ve aile arabuluculuğuna ilişkin genel çerçeveyi belirlemesi amacıyla Aile Arabuluculuğu Rehber kitabi yazımı ile ilgili çalışmalara başlanmış ve rehber kitapla ilgili son aşamaya gelinmiştir. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU 1-Aile Arabuluculuğu a) Aile Arabuluculuğunun Tanımı b) Aile Arabuluculuğunun Kökeni Ve Gelişimi c) Aile Arabuluculuğunun Yasal Çerçevesi d) Aile Arabuluculuğu ve Aile Danışmanlığı Arasındaki Farklar e) Aile Arabuluculuğunun Temel İlkeleri Ve Sınırları 2- Aile Arabuluculuğu Modelleri a) Aile Arabuluculuğu Modelleri b) Aile Sistemleri Ile Diğer Sistemler Arasındaki Bağlantılar c) Arabuluculuk Uygulama Yöntemleri 3-Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Farklilar Ve Aile Arabuluculuğu 4- Aile Arabuluculuğunun Temel İlkeleri 5- Aile Arabulucusunun Nitelikleri 6- Aile Arabuluculuğunda Etik 7-Aile Arabuluculuğunda Çatişma Yönetimi ve İletişim Becerileri 8 - Aile Arabuluculuğunun Aşamalari 9- Çocuk Odakli Aile Arabuluculuğu 10- Arabuluculukta Güç Dengesizliklerinin Yönetilmesi 11-Uluslararası Aile Arabuluculuğu Ve Güncel Gelişmeler 12-Aile Arabuluculuğunda Uygulama Başlıkları ile hazırlanan kitap bu alanda faaliyet göstermeyi hedefleyen uygulamacılara ve eğitimcilere katkı sağlamak, yol göstermek amacıyla hazırlanmaktadır.
SONUÇ:
Tüm yapılan bu çalışmalarla Türkiye’de aile arabulculuğu ile ilgili mevzuatın oluşturulması, arabuluculuk yöntemleri ve kurallarının belirlenmesi, aile arabulucularında aranacak nitelikler ve arabulucuların eğitimlerinin nasıl yapılacağı hususlarının belirlenmesi, Aile Hukuku’nda hangi alanlarda arabuluculuk yapılabileceğine ilişkin belirlemeler yapılması konusunda temel çalışmalar niteliğinde olup, hassas bir alan olan Aile Hukuku’nda arabuluculuk hususunda çalışmalara devam edilmesi Bakanlıklar arasında yapılacak işbirliği ile düzenlenecek mevzuat çalışmalarının titizlikle yürütülmesi gerekmektedir. ARABULUCULUĞUN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU
Yararlanılan Kaynaklar:
11-13 Mayıs 2016 1. Aile Arabuluculuğu Çalıştayı Final Raporu 21-22 Kasım 2016 2. Aile Arabuluculuğu Çalıştayı Final Raporu 15-16 Mayıs 2017 3. Aile Arabuluculuğu Çalıştayı Final Raporu Aile Arabuluculuğu Eğitici Eğitimleri Ders Notları Parkinson Lisa, Aile Arabuluculuğu- Yeni Aile Adalet Sistemine Dair Uygun Uyuşmazlık Çözüm Yöntemi Aile Arabuluculuğu Rehber Kitabı Taslağı 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu
