Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere

08 Ekim 2025 Çarşamba


 Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere


A New Perspective on Negotiation: Situational Negotiation


Dr. Hülya Demir Yaleze

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Türkiye

[email protected]

Geliş Tarihi : 12 Eylül 2024 Kabul Tarihi : 05 Şubat   2025  Yayın Tarihi : 05 Haziran 2025


ÖZ: Son yıllarda müzakere kavramı iletişimin öne çıktığı birçok alanda kendini önemli bir yere

konumlandırmıştır. Müzakere, bireylerin kolektif kararlarla uzlaş ı sağlamalarında etkin bir yol

haritası olmaktadır. Günümüzde müzakere, farklı yaklaşımlar ve etkili  uygulama alanlarıyla

bireysel ya da toplumsal birçok durumda başvurulan bir iletişim mekanizması haline gelmektedir.

Müzakerenin söz konusu özelliklerinden yola çıkılarak bu çalışmada, müzakereye mevcut

yaklaşımlardan en yaygın olarak bilinen ve uygulanan   iki model olan “İlkeli Müzakere Tekniği” ve

“Taktiksel Empati Modeli”ne farklı perspektiflerden bir eleştiri getirilere k çalışma kapsamında

müzakerede “kültür”ün dikkate alınması gerektiği belirtilmiş, “durumsallık” ile “bağlam” öne

çıkarılarak yeni bir müzakere yaklaşımı ifade edilmeye çalışılmıştır. Ortay a konan müzakere

yaklaşımına “Durumsal Müzakere” adı verilmiştir. Çalışmada, Durumsal Mü zakere’nin temel

mantığının izah edilmesi, bileşenlerinin açıklanması ve genel kabul gören müzakere tarzları ile

karşılaştırılması vasıtasıyla müzakere konusuna farklı bir bakış açısı sunmak amaçlanmıştır.


Anahtar Kelimeler: Müzakere, Oyun Teorisi, İletişim,   Durumsallık, Durumsal Müzakere


Abstract: In recent years, the concept of negotiation has positioned its elf in an important place in

many areas where communication is prominent. Negotiation is an e ffective road map for

individuals to reach consensus through collective decisions. Toda y, negotiation is becoming a

communication mechanism that is used in many individual or social s ituations with different

approaches and effective application areas. Based on the aforement ioned features of negotiation,

this study criticizes the two most widely known and applied mo dels of negotiation, the “Principled

Negotiation Techni que” and the “Tactical Empathy Model”, from different perspectives, states that

“culture” should be taken into account in negotiation, and tries  to express a new negotiation

approach by emphasizing “contingency” and “context”. The neg otiation approach put forward is

called “Situational Negotiation”. In this study, it is aimed to present a d ifferent perspective on

negotiation by explaining the basic logic of Situational Negotiation, e xplaining its components

and comparing it with generally accepted negotiation styles.

Keywords: Negotiation, Game Theory, Communication, Situationality, Situational Negotiat ion  İD

172  Hülya Demir Yaleze


1. Giriş

Müzakere, son yıllarda bireysel ve toplumsal ilişkiler in uzlaşı sağlanamayan noktalarında

önemini arttırarak gelişme gösteren bir kavram olarak   ortaya çıkmaktadır. Nitekim

müzakere; başvurulduğu çerçevede, bünyesinde barındırdığı   nitelikli iletişim perspek tifleri

doğrultusunda tarafları makul bir çözüm etrafında bir ar aya getirebilmektedir.

Müzakerenin dinamik ve işlevsel etkileşim süreçleri, tarafların üst faydayla ikna olmalarını

sağlamakta bu da müzakerenin konumlandığı durumlarda etki n sonuçları

sunab ilmektedir. Dolayısıyla müzakere karşılıklı etkileşimin doğru iletişimden beslendiği

bir ikna süreci olma sıfatıyla başvurulan aktif bir ileti şim mekanizması olarak her geçen

gün daha da önem kazanmaktadır.

Bu çalışmada öncelikle müzakere kavramının tanımı, bil eşenleri ve ihtiva ettiği kapsam ele

alınırken bu doğrultuda kavramın çok boyutlu olarak anl amlandırılması esas alınmıştır.

Müzakerenin tanımlayıcı unsurlarını ortaya koyan kıstasları n ardından günümüzde genel

kabul gören müzakere biçimleri irdelenerek müzakerenin g ünümüze kadar geçirdiği

süreçte nasıl bir yol izlediği, kavrama dair geliştiri len rasyonel ve duygu eksenli bakış

açıları ifade edilmiştir. Çalışmanın nihai hedefi ise mü zakerenin günümüz modern

parametreleri ve “durumsallık” ölçütü ile harmanlanmas ı ve daha işlevsel bir müzakere

biçimi olarak “Durumsal Müzakere Yaklaşımı”nin ortaya   konulmasıdır. Lakin Durumsal

Müzakere Yaklaşımı, durumsallığı ön plana çıkarırken durumların birçok değişkene bağlı

olması ve müzakerenin uygulama süreçlerinde bu değişkenl ere yönelik gösterilmesi

gereken hassasiyetin optimum düzeyde olması zorunluluğu nedeniy le uygulamada

birtakım zorlukları da beraberinde getirmektedir. Fa kat bunun yanında tarafların

müzakere süreçlerinde birbirlerini etkiledikleri birço k değişkeni ortaya koyan bu yaklaşım

ışığında; uygulamada sınırları keskin olmayan, salt ras yonalite veya duyguyla

çerçevelenmemiş, daha etkin bir yol sunulmaktadır.

Gelişen, değişen ve dönüşen günümüz dünyasında iletişimin her mecrada kendini taşıdığı

nokta tartışmasızdır. İletişimden güç alan müzakere kavramını n da modern dünyanın

ihtiyaçlarına cevap verebilmesi bu dönüşümlerin odağında olan insanlara ve beraberinde

müzakerelere yeni bir bakış açısı sunabilmesi bu çalışm anın en önemli çıkış noktasıdır. Bu

bağlamda Durumsal Müzakere Yaklaşımı; bağlam, kişilik , kültür, rasyonellik ve duygu gibi

ihtiva ettiği tüm değişkenlerle durumsal müzakerenin bil eşenlerini ortaya çıkarmaktadır.

Bu yaklaşım farklı müzakere modellerinin eleştirisi ola rak ortaya konulmuş ve sonrasında

kendi özgün karakterini oluşturmuştur.

Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere  173

2. Müzakere Kavramına Genel Bakış

Türk dili açısından bakıldığında müzakere kavramının, Türk Dil Kurumu güncel Türkçe

sözlükte Arapça kökenli “mu ẕākere” isminden geldiği ve “bir konuyla ilgili fikir al ışverişinde

bulunma, oylaşma” olarak ifade edildiği görülmektedir ( Türk Dil Kurumu, 2024).

Müzakere, bir tarafın isteğini paylaşılan ve karşıt çıkar ların olduğu diğer bir taraftan

sağlamak ve uzlaşmaya varmak için karşılıklı iletişim süreci olarak tanımlanabilir .

Müzakerenin amacı; ortak anlayış sağlamak, farklılıkla rı çözmek, izlenecek hareket

konusunda uzlaşmak, iş birliği yaparak verimli bir sonuç elde etmek, ortak karar vermek

ve uyuşmazlıklarda uzlaşma sağlamaktır (Sığrı ve Varoğlu, 2013).

Bir başka tanıma  göre ise müzakere, önem verilen bir şeyi elde etmek v eya istenilen hedefe

varmak amacıyla karşıt çıkarları bulunan taraflarla kar şılıklı fedakârlıkta bulunulan bir

tartışmayı ifade eder. Müzakere, hedeflenen bir sonucu ola n, strateji ve taktiklerin

uygula ndığı bir “oyun” ve sonuca ulaşmak için sergilenen “hamle ler” olarak da

görülmektedir. Müzakere sürecinde satranç oyunundaki gi bi hedefe ulaştıracak birçok

hamle bulunur. Bu hamleleri kazanmak ve karşı tarafın ha mlelerine cevap vermek

başarının sınırlarını  ortaya koyar. Satrançta genellikle sonucu ortaya koyan, ham leleri iyi

yapmak iken müzakerede karşı tarafla iletişimin ve iş b irliğinin niteliği önem kazanır.

Taraflar kendi ihtiyaçlarını karşılarken diğer tarafı   memnun etme oranı da önem arz

etmektedir (Sander, 2019 ).

Farklı müzakere tanımlarının ortak noktalarından yola çı kılarak müzakere, “farklı fikir,

pozisyon, çıkar, değer, ihtiyaç veya talepleri olan t arafların çözüm için fikir alışverişi,

karşılıklı iletişim, diyalog, etkileşim ve iş birliği   yoluyla tartışarak ikna etme, anlaşma,

uzlaşma sağlamaya yönelik çözüm üretme yönelimli bir süre ç” olarak ifade edilebilir.

Müzakere tanımlarından üç unsur elde edilebilir. Bunlar; “ müzakerenin tarafları”, uyuşma

sağlanması gereken bir “konu” ve sonuca varmak için k ullanılan bir araç olarak

“iletişim”dir. Bu unsurlardan hareketle tarafları memn un edecek bir sonuca ulaşılması için

iletişim eksenli bir sürecin bilinçli olarak yönetilme si gerektiği ifade edile bilir (Demir

Yaleze, 2023 ).

Müzakere süreci; hazırlık ve  planlama, giriş ve yürütme, sonuçlandırma ve anlaşma yapma,

değerlendirme ve geribildirim aşamalarından oluşur. Bu aşamalar müzakere sürecinin

etkin bir şekilde gerçekleşmesinde önem arz eder. Süreci n ilk basamağı olan hazırlık ve

planlama aşamasında konu  ve problem belirlenir, karşı taraf ile ilgili durum sa ptaması

yapılır, hedefler netleştirilir. Müzakerenin nasıl, nerede v e ne zaman yapılacağına karar

verilir. Müzakereye giriş ve yürütme aşamasında ise tar aflar müzakere etmeye başlar.

174  Hülya Demir Yaleze

Karşılıklı yapılan  teklifler, tekliflerin niteliği, sıklığı ve boyutu öne m kazanır.

Sonuçlandırma ve anlaşma aşamasında uzlaşılan ve uzlaşılamayan noktalar ortaya konup

verilen kararların resmiyete dökülmesi söz konusudur. Değerlendirme ve geribildirim

aşaması, çeşitli açılardan müzakerenin süreç ve ortaya konan sonuçlarının analiz edildiği

aşamadır.

Müzakere sürecinde yer alan bazı unsurlar vardır. Bunlar;  müzakere biçimleri, müzakere

stratejileri ve müzakere taktikleridir. Müzakere biçimleri, kazan -kazan, kazan kaybet gib i

uyuşmazlığı ele alış biçimi noktasında önem kazanır. Müzakere stratejileri; rekabetçi,

kaçınmacı, problem çözücü, uyuşmacı, uzlaşmacı gibi müzak ereye yaklaşımın biçimini

ifade eder.  Müzakere taktikleri ise iyi polis/kötü polis, blöf yapmak, pastayı büyü tmek,

gözdağı vermek gibi taktiklerin uygulandığı müzakere için ortaya konan stratejinin

uygulama yöntemleri olarak ortaya çıkar (Sığrı ve Varoğlu, 2013 ).

3. Müzakereyi Şekillendiren Etmenler

Müzakere, ortaya konulduğu süreç içerisinde birçok değiş kenin etkisi altında kalır ve bu

değişkenler çerçevesinde şekillenir. Bu bağlamda müzake re aşamalarına yön veren ve

müzakere sonuçlarının belirleyiciliğini ortaya koyan unsurl ar; bağlam, kişilik, kültür,

rasyonellik ve duygu olarak ifade edilebilir. Bahsi geçe n etmenler, bu çalışma kapsamında

ortaya konan ve müzakereye modern bir bakış açısı sunan “Durumsal Müzakere”

kavramına ışık tutacaktır. Çünkü söz konusu müzakere yakl aşımı, müzakereyi geçmişte

ortaya konulduğu gibi salt rasyonalite veya duygu çizgis inde tutmayıp durumsal noktada

değerlendirecektir.

3.1. Bağlam

Müzakere bağlamı; müzakereye konu olan kişilerin, olayla rın ve nesnelerin birbirleri ile

ilişkileri ekseninde şekillenen bir kavramdır. Bağlam ın doğası ve tüm bileşenleri

müzakerede kullanılan dili ve  işleyişi belirler. Müzakerenin yapıldığı fiziksel orta m,

müzakere zamanı, tarihi, müzakere taraflarının birbirleri  ile ve konu ile olan tarihsel

geçmişleri, müzakere konusundaki ön hazırlıkları ve sür eçteki tutumları, müzakere

bağlamının ana hatlarını belirleyen en önemli unsurlardır.

Müzakere sürecinin ortaya konduğu fiziksel ve tarafların bi rbirleriyle etkileşimlerinin

meydana getirdiği psikolojik ortam bağlamın şekillend irici unsurlarıdır. Bağlam, tarafların

bilişsel ve duygusal anlamda birbirlerinden beklentiler inin süreç sonucunda elde etmek

istediklerinin ve sürece yükledikleri anlamın bir bileşk esi olarak ortaya çıkmaktadır.

Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere  175

Bağlam, müzakere sürecine yön veren ve süreci değiştirebi len önemli bir faktör olarak

kendini gösterir. Bu noktada müzakerenin durumsallığına yön veren belirl eyici bir

kavramdır.

Müzakereye hazırlık sürecinde taraflar, müzakerede yaşanma sı olası bazı senaryolar ve bu

senaryolara yönelik davranış kalıplarını belirler. Müzak ereye ön hazırlık sürecinde ortaya

konulan bu unsurlar, bağlamı oluşturan değişkenlerin sürece v erdiği yön doğrultusunda

farklılaşabilir. Bu durum müzakere planlama aşamasında ö nceden belirlenen kalıp

davranışların dışına çıkmayı gerektirebilir. Müzakereci nin birbirlerine ve konuya karşı

sahip olduğu olumlu ya da olumsuz bakış açıları müzake recilerin davranışlarını ve

müzakerenin gidişatını etkileyen bağlamla ilgili bir diğer faktördür.

Her müzakere, kapsamına aldığı olay ve kişiler bağlamı nda biriciktir. Çünkü müzakere

sürecinin yürütülmesi hususunda benzer durumların benzer yönt emler ile yürütülmesi

geleneksel bir yöntem olup her müzakerenin kendine has sür eçleri de olduğu gerçeğini

göz ardı eder. Müzakerelerde benzer söylemlerin gerektiği du rumlar olsa da her müzakere

süreci tüm bileşenleri ile şekillenen müzakere bağlamı n oktasında kendi söylemini inşa

eder.

Tüm bu söylenenlerden hareketle müzakereyi oluşturan unsurları n ve bağlamın belirleyici

olduğu ve bu noktada müzakere sürecinde bağlama önem v erilmesi gerektiği ifade

edilebilir.

3.2. Kişilik

Kişilik, bir davranışa yönelme ve bir fiili yerine get irme sırasında izlenecek yolu gösteren

ve fiilin nasıl ortaya konulacağı hususunda rehberlik eden öze llikleri ihtiva etmektedir

(Elden , Ulukök ve  Yeygel, 2005 ). Müzakerecilerin kişilik özellikleri, müzakereye konu o lan

olaya yaklaşımlarını belirleyen ve müzakerenin seyrine yö n veren önemli bir unsurdur.

Kişilerarası yönelim, bireylerin birbirleri ile nasıl i letişim kurduğuna yönelik içsel bir

mekanizmadır. Bundan hareketle müzakerecilerin kişilerar ası yönelimlerinin düşük ya da

yüksek olması uzlaşı hususunu doğrudan etkiler. Eğer bir m üzakereci düşük kişilerarası

yönelime sahipse diğer müzakereciyi dikkate almaksızın kend i menfaatlerini amaçlar.

Ilımlı olmayan bu yaklaşım, müzakere konusu ile bağlant ısı olmayan farklı sorunlara yol

açabilir. Yüksek kişilerarası yönelime sahip olan müzak ereci, problemleri çözmeye, karşı

tarafla işbirliği yapmaya ve ılımlı ilişkiler gelişt irmeye açıktır (Kennedy, 2009). Kişilerarası

yönelim, dört kişilik biçimini içerir. Bunlar; rekabet çiler, kaçınanlar, kolaylaştırıcılar ve

176  Hülya Demir Yaleze

işbirlikçilerdir. Hangi kişilik biçiminin en doğru müza kereci olacağına yönelik kesin bir

yargıda bulunmak mümkün değildir. Çünkü her bir kişilik bi çimi müzakere konusuna göre

olumlu ya da olumsuz olabilir. Kennedy’ye göre, müzakereci,  doğru bir müzakere eğitimi

vasıtasıyla kişilik özelliklerini geri planda tutmayı ba şarabilirse müzakere süreci içerisinde

kişilik önemini kaybeder (Kennedy, 2009). Bu aşamada ki şilik özelliklerini geri planda

tutmanın mümkün olup olmadığı sorusu akla gelmektedir.

Kennedy, yaptığı bir diğer gruplandırmada renkleri kullanar ak isimlendirdiği üç farklı

davranışsal müzakere biçimi tanımlar. Buna göre kırmız ı; almak isteyen, saldırgan ve

baskın bir tarzı simgeler. Mavi; boyun eğen, tutuk ve v ermek isteyen tarza sahiptir. Mor

ise iki rengin bileşkesidir. Mor, almadan vermez dolay ısıyla kırmızı ve mavi özellikleri

içinde barındırır  (Kennedy, 2009).

Kişilik, müzakerecilerin kendine has ve diğerlerinden ay ıran davranışlarını anlatmaktadır.

Kişilik, müzakere sürecine yön vermekte iken kişinin kendi ile ilgili düşünceleri de

davranışlarını etkilemektedir. Benlik, kişinin kendisine   yönelik fikir ve yargılarını içerir

(Canatan, 2015 ). Nitekim kişinin kendini tanımlayış biçimi, kendine da ir fikirleri, diğer

insanlarla kuracağı iletişime yön verecektir.

Müzakerecinin kişisel özellikleri, müzakere süreci içeris inde birbirleri ile gerçekleştirdikleri

iletişimin belirleyicilerindendir. Müzakerecilerin bulunduk ları çevre, yaşı, müzakere

tecrübesi, mesleği ve mesleğinin getirdiği bakış açıs ı, cinsiyeti, eğitim düzeyi gibi

özellikler müzakerecilerin konuya nasıl yaklaşacağını, d olayısıyla müzakerenin gidişatını

etkileyecektir.

3.3. Kültür

İnsanların düşünce ve davranış biçimleri hususunda bir to plulukta, öteki topluluktan daha

yaygın olan yönelimler kültürü tanımlamaktadır. Kültür, o t oplumda yaşayan kişilerin

davranış ve seçimlerini etkilese de tek başına bir bel irleyici değildir. Her toplum kendi

içinde de çeşitlilik taşır (Luecke, 2008). Kültür, mü zakere iletişiminde belirleyici bir unsur

olarak ifade edilebilir. Müzakereciler farklı kültürle rden geliyorsa birbirlerinin kültüre l

özelliklerine yönelik bilgi edinmiş olmaları gerekmekt edir. Sözlü ve sözsüz mesajlar diğer

müzakerecinin kültürüne göre olumsuz bir etki bırakmayacak ş ekilde oluşturulmalıdır.

Ancak mesajlar oluşturulurken o kültürün basmakalıp yargıla rı ile ezbere davra nmak

yerine tarafsız bir değerlendirme de yapılarak çözüm öner ileri getirilmelidir.

Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere  177

Brett ve Gelfand, müzakere teorisinin temel varsayımla rının kültürel bir analizini yaparken

müzakerede yüksek ve düşük bağlamlı iletişimi ele almı ştır. Buna göre düşük bağlamlı

iletişim, Batı kültüründe yaygın olarak gerçekleştiri len ve ilişkilerde rasyonaliteyi temel

alan bir yaklaşımdır. Yüksek bağlamlı iletişim ise Ba tı dışı kültürlerde duyguların ve

ilişkilerin temel alındığı mantığın ve rasyonel yaklaş ımların geri planda kaldığı bir

yaklaşımı ifade etmektedir. Bu bağlamda müzakeredeki diğer tarafın istenen noktaya

getirilmesi için nasıl yaklaşılması gerektiği, kültüre bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Kültüre yönelik bakış açıları ise; müzakere konusuna ve kişilere göre rasyonel veya

duygusal zeminde gelişir (B rett ve Gelfand, 2006 ).

Düşük bağlamlı Batı rasyonel yaklaşımına göre, Batı’nın p sikolojik olarak, mantık ve

rasyonaliteye daha yatkın olduğu ifade edilebilir. Bu yak laşımda tarafların rasyonel olduğu

varsayılır. İkna, hatalı yöntemleri rasyonel olanla değ iştirmeye eğilimlidir. Çünkü Batı’da

duygular sosyal iletişimi zedeleyici bir etken olarak gör ülmektedir (Brett ve  Gelfand, 20 06).

Yüksek bağlamlı Batı dışı kültürlerde ikna, duygulara hi tap etmeye yöneliktir. Çünkü Batılı

olmayan kültürlerde; duygusallık, ilişkisel sermaye, sos yal ilişkiler öne çıkar ve değer

kazanır. Düşük bağlamlı iletişimde söylenecek olan söz ne t ve açık bir biçimde ifade

edilirken yüksek bağlamlı iletişimde anlam dolaylı ve   örtüktür (B rett ve Gelfand, 2006 ).

Bütün bunlardan hareketle kültürün müzakerenin önemli bir şek illendiricisi olduğu

söylenebilir. Kişilerin kültürel anlamda taşıdıkları tüm n itelikler iletişimlerine ve dolayısıyla

bu yolla ortaya konulan tüm süreçlere ilk elden etki e der. Müzakere edilen hususlarda

varılacak sonuçlar müzakerecilerin kültürel nitelikler inden ayrı düşünülemez.

3.4. Rasyonellik ve Duygu

Müzakerelerde durumlara ve kişilere akıl ve duygu eksenli   yaklaşımlar sergilendiği

söylenebilir. Dünyada kabul  gören ve rasyonelliği öne çıkaran yaklaşımlarda “oyun teo risi”

odak alınmaktadır. Bu temelde iki ve daha fazla sayıda  akla uygun davranan tarafın kendi

çıkarlarını en fazlaya ulaştırmak için kullanması gereken s tratejileri belirleme ve

uygulaması yer almaktadır. Oyun teorisinde oyuncular kendis i için en kazançlı tercihi

belirlerken diğer oyuncuların da kendisi için kazancı en yüksek tercihi yapacakları

durumları dikkate almaktadır (Demir Yaleze, 2014 ).

Oyun teorisinde, iş birliğine veya rekabete dayalı karar al ma hususunu, tarafların karar

kombinasyonlarını ve elde edecekleri faydayı ortaya koy mak amacıyla “mahkûmların

ikilemi” oyunu kullanılmaktadır (Yılmaz, 2012 ). Bu oyunda mahkûmlar  birbirine güven

duyduğunda ve iş birlikçi yöntem izlediklerinde en az c ezayı almaktadır. Bu yaklaşımda

178  Hülya Demir Yaleze

üst fayda elde etmek için rasyonalite ön plana çıkar. Koro bkin de mahkumların ikilemini

bir metafor olarak görüp güven konusunu müzakere ile bağd aştırarak “müzakerecinin

ikilemi” kavramından bahsetmiştir. Burada müzakereci d iğer tarafa güven duyarak

rasyonel bir biçimde hareket etmektedir. Korobkin, aynı   zamanda sosyal bağlamı da güven

özelinde ele almış ve önceki davranışlara yönelik algı ların şimdiki güven ve riske,

dolayısıyla iş birliği yapıp yapmamaya etkili olduğunu   belirtmiştir (Kennedy, 2009 ).

Müzakerecinin ikileminde müzakere tarafları ihtiyaçlarını   ve durumlarını ifade ettiğinde

birlikte değer yaratmaları ihtimali doğar. Ancak tara flardan biri bilgi paylaşıp diğer taraf

paylaşmaz veya yanlış bilgi aktarırsa tek tar af kazanır (Luecke, 2008 ). Zartman, strateji

oyunlarının analizi için geliştirilen sistematik araçları n müzakere durumlarının analizinde

yararsız değil ancak değerinin sınırlı olduğunu belirtmişt ir (Zartman, 2008 ). Weigand ise

diyalog analizi hakkında çalışmış, diyaloğu bir satran ç oyunu gibi görmek yerine diyalojik

iletişimde dille ne yapıldığına yönelik bir anlayış gel iştirmeye yönelik çalışmalar yapmıştır

(Weigand, 2001 ). Weigand’dan yola çıkılarak müzakere eylemi sadece kelimelerin yer

aldığı bir oyun değil, diyalogla birlikte anlamlandırm anın oluştuğu bir süreç olarak

görülebilecektir.

Howard Raiffa , “karar perspektifi” açısından tamamen rasyonel müzake recilerin varlığını

varsayan oyun teorisinin aksine müzakerecinin diğer tarafın d avranışlarını analiz ederek

etkinliğin artırılması yönünde öneride bulunmuştur. Karar p erspektifi, karar vericilerin

rasyonel davranmaya çalıştığını varsaysa da kararın gerçekte nasıl verildiğini anlamaya

çalışmaktadır. Karar vermede duygu, iletişim biçimler i, kültürlerarası konular, oyuncu

sayısı gibi etkenler dikkate alınır. Bazerman ve Chug h sınırlı farkındalık ve odakla nma

hatasının karar vermede müzakeredeki yararlı bilgileri n karar aşamasında sürece dâhil

edilememesi sonucunu doğurduğunu ifade eder ( Bazerman ve Chugh, 2006 ). Bu da doğru

karar vermeyi engelleyici bir husus olarak ortaya çıkar.

4. Rasyonellik ve Duygu Ekseninde İki Müzakere Modeli

Yukarıda verilen araştırmalar, müzakere yaklaşımları nda yalnızca rasyonellik değil başka

bakış açılarının da olması gerektiğini göstermektedi r. Fisher ve Ury 1980’lerde yapılan

Harvard Projesi sonucunda Harvard Müzakere Modeli olar ak da bilinen “İlkeli Müzakere

Tekniği”ni ortaya koymuştur. Bu teknikte kısaca problemd en insanı (duyguyu) ayırmak,

karşıdakinin istediği şeyi neden istediğini ve gerçekte ne istediğini anlamak, kazan kazan

seçenekleri oluşturmak ve olası çözümler için  ortak standartlar belirlemek olmak üzere

dört ilke yer almaktadır (Fisher, Ury, ve Patton, 2016). Bu müzakere tekniğinde

Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere  179

müzakerenin tarafları duygularını sürecin dışında bırakma ya ve oyun teorisindeki gibi

mantık ekseninde rasyonel davranmaya yönlendiril mektedir.

Voss ve Raz, İlkeli Müzakere tekniği için oyun teorisi ve hukukun en parlak sentezi olduğu

yorumunu yapmıştır. Ancak ekonomist Tversky ve psikolo g Kahneman’ın yaptığı

çalışmaların “insanın çok irrasyonel bir canlı olduğunu” gösterdiğini belirtmişlerdir. Sözü

edilen ilim insanları, “hissetmenin, düşünmenin bir biçimi olduğu”nu keşfetmişlerdir.

Harvard’ın insanı “rasyonel varlıklar” olarak açıklayara k müzakerede çeşitli senaryolara

nasıl yanıt vereceğini bulmayı amaçladığını, bu bakış açı sının Kahneman’a uymadığını

söylemişlerdir. Kahneman, insanların tamamen rasyonel veya b encil olmadığı, bilişsel

önyargılara sahip olduğu, önyargılarınsa dünyayı algılama şeklini değiştiren beynin

bilinçdışı süreçlerinden meydana geldiğini ortaya koymuştur  (Voss, ve Raz, 2020 ). 1974

yılında Tversky ve Kahneman normal insanların düşüncelerinde sistematik hatalar

olduğunu ortaya çıkarmış, bu hataları düşüncenin duygular t arafından saptırılması değil

bilişsel mekanizmanın yapısına bağlamıştır. Bu bağlamda “hızlı düşünme”  ile “yavaş

düşünme” kavramlarını ortaya koymuşlardır (Kahneman,   2021 ).

Voss ve Raz, Kahneman ve Tversky’nin bulgularından etkile nerek “Taktiksel Empati

Modeli”ni ortaya koymuştur. Hızlı düşünme ismi verilen i lk sistemde sezgisel, otomatik,

çaba gerektirmeyen, kısa yoldan bilgilerin çağırıldığ ı, ikinci sistem olan yavaş düşünmede

ise dikkat ve çaba gerektiren kontrollü faaliyetleri i fade eden eylemler söz konu sudur

(Kahneman, 2021 ). Voss ve Raz, kişilerin duygularını etkileyerek birinci  sistemi

etkilemeni n ikinci sistemdeki mantığı etkileyebileceği üzerinde d urmuştur. Birçok

müzakerede mantıklı bir iletişim yerine duygusal çıkışla rın ağır basmasının müzakerecilik

becerisini duygusal, hayvani ve akıldışı olana yönlendirme si gerektiğini söylemiş, etkili

müzakerenin merkezinde “duygular” ve “duygusal zekâ” olm ası gerektiğini savunmuştur.

Bu kapsamda, aktif dinlemeyi öncelemiş, kişinin fiziksel  davranışlarını taklit ederek

bilinçaltını etkilemeye yönelik “aynalama yöntemi” ve kiş ilerin davranışlarının onları

tanımlayan kalıp ifadeler kullanarak yönlendirildiği “etik etleme” kavramlarını öne

çıkarmıştır. Ortaya koydukları “taktiksel empati” kav ramında ise empatiden bir adım öteye

geçerek başkalarının duygu ve düşünce yapısını hızlıca anlayarak duyguların arkasında

yatan sebepleri de anlamak ve müzakereci üstündeki etkiyi artırmaya çalışmak söz

konusudur. Kişiler, güvende ve kontrolün kendilerinde olduğ unu his setmelidir (Voss ve

Raz, 2020 ). Voss ve Raz; dinleme ve empati odaklı, duyguları anla mlandırmaya yönelen

duygu yönelimli tekniği olan Taktiksel Empati Modeli’nde rasyonalitenin eleştirisi yapılmış,

kişilerin mantık çevresinde karar verdiklerini zannettik lerinde bile bilişsel önyargıların

etkisinde kaldıklarını dolayısıyla bilişlerin de duygu yoluyla yönlendirilebileceğini öne

sürmüştür. Ancak müzakere süreçlerinde salt mantık ya da man tığın duygu yoluyla

180  Hülya Demir Yaleze

şekillenmesinden bahsetmek doğru olmayabilir. Bu nokta da müzakerelere özgü ‘biriciklik’

sergileyen ve diğer müzakereci için öne çıkan durumların d ikkate alınması, ‘müzakereye

görelik’ bir davranış geliştirilmesi gerekmektedir.

5. Durumsal Müzakere Yaklaşımı

Yukarıda verilen müzakere modellerinde odak alınan rasyo nellik ve duygu, müzakereyi

şekillendirmek için gerekli olsa da müzakerenin ihtiva ettiği duruma göre yeterli

olmayabilir. Çünkü durumsallık, salt duygulara ya da mantığ a göre değil birçok değişkene

göre harekete geçmeyi gerektiren bir karar verme süre cidir. Durumsallıkta, ilgili

müzakereye dair hazırlık ve planlama aşamasında karara   varılacak konular olduğu gibi;

müzakere esnasında da karşılaşılan yeni durumlar, kişiler,  bilgiler, veriler ve davranış

biçimleri ortaya çıkabilir. Bu durum birçok faktörü dikka te almayı gerektiren bir karar

verme sürecini beraberinde getirir. Müzakereye dair açı k ve örtük tüm kriterler benzer

olmayabilir, her müzakerenin içerdiği durum biricik özellik ler de taşır.

Bu bilgilerden yola çıkılarak müzakereye tek bir yakla şımın doğru olduğu fikrini savunmak

konuya bakış açısını sınırlayacaktır. Bilişsel önyargıla r ya da duygusal çerçevelemeler diğer

değişkenlerin öneminin göz ardı edilmesine neden olur. Çü nkü bazı durumlar farklı bir

davranış şekli geliştirmeyi gerektirebilir. Hatta bi r müzakerede birden fazla davranış şekli

geliştirmek gerekebileceği söylenebilir. İşte bu noktad a durumsal müzakere, bir harita gibi

genel bir tutuma değil, yola çıkan engeller karşısında duruma ve konuya göre nasıl

davranılması gerektiğine yöneliktir. Durumsallık ve b ağlam, müzakerenin söylemini

şekillendirmede son derece önemlidir.

Müzakereye hazırlıkta taraflar birçok karar almış olab ilir. Ancak, başkalarıyla ilişki; kişilerin

bilgileri, inançları ve konuya yönelik tutumlarında deği şikliklere ve bu da müzakere

durumunu yeniden tanımlamaya neden olabili r (Hargie, 2011 ). Müzakerenin yeniden

tanımlanması ise farklı davranış ve söylem geliştirmeyi   gerektirebilir. Tek kılavuzun her

defasında kazanç garanti edemeyeceği, konuşulan konu, kon uşmanın neyi içerdiği ve

etkileşimin nasıl oluştuğu büyük oranda bağlama bağlıdır ( Rothkegel, 2001). Bağlamsız

sözcüklerin bir anlamı yoktur. Bu durum müzakereler için d e geçe rlidir (Cleary, 2015).

Durumsal müzakere, kendi bağlamı ve durumsallığı içerisind e kendine özel süreçleri

oluşturur. Spesifik durumların meydana gelmesi ise sp esifik  söylemleri de beraberinde

getirir. Spesifik olarak adlandırılmış durumlar, başka   müzakereler gözlemlendiğinde

benzer söylem halini alabilir veya başka müzakerelerde ba mbaşka spesifik durumlar

ortaya çıkabilir. Spesifik durumun birbirini tekrarlam a ihtimali söz konusu olsa da konu,

Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere  181

bağlam, kişiler farklı olacağından anlamlandırma ve s öylemin yine spesifik olabileceği

söylenebilir.

Müzakerelerde iletişim, olumlu veya olumsuz olarak tesir   eden kişi, olay, davranış, nesne

gibi etmenler belli bir ortamda meydan a gelmektedir. Bu ortam, iletişim ortamıdır

(Yıldırım, 2017). Müzakerede kullanılan mekânın işlevi,   konumu, rengi, aydınlatma biçimi,

ısısı, sessiz ya da gürültülü olması   (Cüceloğlu, 1997) gibi nitelikler iletişim ortamının

fiziksel niteliklerini şekillendirirken; kişilerin sahi p olduğu inançlar, birbirlerine karşı

niyetleri, empati ve sözel becerileri, iletişim ortamı nın psikolojik zeminini oluşturur.

Müzakere bağlamının bu değişenleri, durumsal müzakerenin; algısal, tutumsal ve

ortamsal durumsallık niteliklerini şekillendirir.

Tracy, duyguların müzakerede kilit bir unsur olduğunu ifa de etmiştir (2015 ). Duygular,

olumlu veya olumsuz olabilir. Olumlu duygular müzakere süreci nde karşılıklı hoşgörü ve

iyi niyet içermesi sayesinde tarafları uzlaşmaya yakınlaştır acaktır. Olumsuz duygular ise,

hoşgörü ortamının oluşmasını zorlaştıracaktır. Müzakere t araflarının duyguları, olumlu da

olumsuz da olsa müzakereyi etkileyen bir faktördür (Fisher ve Shapiro, 2013). Duygunun

biçimi ne olursa olsun eğer tarafları kontrolü   altına alacak kadar güçlüyse bu duygunun

büyümesini engellemek için farkına varılmalıdır, müzaker ecilerin duygularının tespit

edilmesi önemlidir. Çatışmalarda duygular kaçınılmaz bir faktör olarak kendini gösterir.

Duygular ve ruh halleri müzakerede davranışların ve eld e edilecek sonuçların hem

şekillendiricisi hem de neticesi olabilir. İnsanlar, du ygularını kontrol altına alma

yetenekleri ve bu konudaki motivasyonları açısından ayrışı r (Thompson L. L., 2012 ). Bu da

duygusal durumsallığı beraberinde getirir. Müzakerecil erin konuya duygusal mı rasyonel

mi yaklaştığı tespit edilerek söylemlerin duyguya mı mantığa mı seslenmesi gerektiğine

karar verilmelidir. Karşıdakinin kişiliği de bu karar ı etkileyecektir. Bir müzakere boyunca

söylemler sadece duygulara ya da mantığa yönelik olmayabil ir. Durumsallık, karşıdaki

kişinin duyguları ile karar verdiğini gördüğünde duyguları yatıştırıcı ve mantığı tekrar

devreye sokacak söylemlerde bulunmayı veya müzakerecini n sahip olduğu duygular

doğrultusunda en iyi kararı almaya yönelik bir pozisyon almayı gerektirmektedir.

Müzakerecilerin kültürü birbirinden farklı ise taraflar d iğer tarafın kültürel özelliklerini

dikkate almalıdır. Söylem ve sözsüz iletişim diğer müza kerecinin kültürü hesaba katılarak

ve o kültüre ait bilgiler kullanılmakla birlikte yalnızca kültüre odaklanılmamalıdır.

Davranışın veya sorunun gerçekten neden kaynaklanmış olabil eceği ve çözüm önerilerinin

neler olabileceği düşünülmelidir. Bu da durumsal müzakereni n kültürel durumsallık

niteliğini ortaya koymaktadır.

182  Hülya Demir Yaleze

Müzakere sürecinde dil, bütün yönleriyle kendini gerçekleşt iren bir olgudur. Müzakerenin

sözlü iletişiminde müzakere taraflarının sözcükleri i stedikleri formda ve anlamda

kullanabilmeleri özgürlüğü dilin keyfi olması niteliğini ortaya koyar. Dilin dinamik olması

ise sözcüklerin anlamlarının değişebilmesini ifade etm ektedir. Bu nedenle müzakerede

kullanılan kelimeler, taraflar açısından farklı anlam ta şıyabilir. Kelimelerin farklı

anlamlandırılması, aynı anlam çerçevesinde olunmasını enge lleyebilir. Bu da müzakereyi

olumsuz etkileyebilir. Belirsiz ifadelerin kullanımı da   müzakerede tarafların o sözcüğe

yönelik bakış açısına göre tutum ortaya koymalarına neden  olacaktır. Zira bu ifadelerin

tanımları kişiden kişiye farklılaşabilmektedir. Müzaker elerde kelimeler; tarafların kendi dil

sözlükleri değil tecrübe ve algılarına ve kültürlerde o nlara yüklenen anlama uygun bir

biçimde ortak dile uygun tercih edilmelidir. Müzakere y apılırken bağlam içerisinde

kelimelerin başka anlamlar kazanabileceği göz önünde bulundur ularak müzakereyi ilgiyle

takip etmek de gerekmektedir. Bu durum da ‘kullanılan ifadeye göre durumsallığa’ atıfta

bulunur.

Müzakerede söylem ve davranışları şekillendiren etmenler yalnızca yukarıda sayılanlarla

sınırlı değildir. Müzakere tarafları ile ilgili her tü rlü durum, müzakerecilerin beklentileri,

amaçları, olasılıklar, sürecin neresinde olunduğu, zaman kısıtlaması olup olmadığı,

konunun ve kişilerin birbirleri ile geçmişi, beklenmeyen bir durumla karşılaşılması,

müzakerede tarafların iletişim kurma biçimi ve daha b irçok etken önem kazanabilir.

Aşağıda bu etkenlerle ilgili bir tablo yer almaktadır:

Tablo 1. Durumsal Müzakerenin Bileşenleri (Demir Yaleze, 2023)

Durumsal Müzakerenin Bileşenleri

Muhataba göre durumsallık  Müzakerenin taraflarının kim olduğu, müzakere yapan  kişilerin karar

vermeye yetkili olup olmadığı, gücünü sağladığı kayn ağın ne olduğu ve güç

kullanımına yönelik değerlendirmeler yapılmalı; bun a göre harekete

geçilmelidir. (Müzakere yapan kişilerin konuya yakla şımı, ortaya koyduğu

kişilik, sözlü ve sözsüz iletişimi, kullandığı strateji   ve taktiklere göre…)

Hedefe göre durumsallık  Hedefin önemi, alternatiflerin olup olmadığı, hedef e ulaşmak için ne tür

tavizlerin verilmesi gerektiği ile ilgili değerlendirm eler yapılarak harekete

geçilmelidir.

Olasılık durumsallığı  Müzakere sonucunda elde edilecek kazanç, olası kayı plar, müzakere

sağlanması ve sağlanmaması durumunda oluşabilecek o lasılıklar, karar

vermede durumsallığı gerektirmektedir.

Duygusal durumsallık  Müzakere yaparken müzakerecinin kendisinin ve diğer tarafın hangi

duygulara sahip olduğu net bir şekilde tanımlanırsa   davranışlar ona göre

belirlenebilir.

Algısal durumsallık  Muhatabın ve kendisinin konuya yönelik algıları sap tanıp uygun davranışlar

geliştirilebilir.

Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere  183

Tutumsal durumsallık

Muhatabın ve kendisinin konuya yönelik tutumları sap tanıp uygun

davranışlar geliştirilebilir.

Kültürel Durumsallık  Tarafların benzer kültürlerden olup olmadığı belirl enip varsa kültürel

farklılıkları göz önünde bulundurması durumsallık ge rektirmektedir.

Rasyonel durumsallık  Karşı tarafın iknasında rasyonalitenin ön plana geç ip geçmediği

netleştirilmelidir. Rasyonel düşünen bir bireyi duy gularla ikna etmenin

zorluğunun yanı sıra duygularla hareket eden kişiler e ise mantıklı telkinlerde

bulunma k işe yaramayacaktır. Rasyonel düşünmede de bilişse l sapmaların

olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Süreçsel durumsallık  Sürecin neresinde olunduğu bazı kararları alırken et kili olmaktadır. Anlaşma

sağlanmak üzere iken ortaya çıkan bir uyuşmazlık konu su tüm anlaşmayı

engelleyebilir. Bu nedenle sürecin her adımında dur umsal değerlendirme

yapıp karar alınmalı, daha sonra sürprizlerle karşıl aşıldığında uygun

pozisyon alınabilmelidir.

Ortamsal durumsallık  Uzun uzun konuşup karar alınması gereken konular  olduğunda hem

psikolojik hem fiziksel olarak rahatsız bir ortamda gö rüşmeler yapmak

verimliliği azaltacağından ortamın uygun seçilmesi, m üzakereye uygun

ayarlanması gerekmekte, davranışların da ortama göre   şekillendiği göz

önünde bulundurulmalıdır.

Zamansal durumsallık  Zamanın darlığı, çokluğu, verilmesi gereken kararın zamana göre önemi

karar alırken etkide bulunacaktır. Kısa sürede çok önemli bir karar almak

baskı yaratacağından durumsallık burada önem arz etm ektedir.

Geçmişin etkisine yönelik

durumsallık  Kişilerin, konunun ve müzakerede yer alan her bir un surun geçmişinin de

müzakerede oluşturabileceği tesirin değerlendirilmes i, davranışı

şekillendirmede bir etken olarak ortaya çıkacaktır.

Beklenmedik hallere yönelik

durumsallık  Muhataptan bekle nmeyen bir davranış, hazırlık aşamasında düşünülmemiş

bir bakış açısı, yeni bir bilgi, durumsallığın önem   kazandığı haller

oluşturabilir.

İletişim aracına göre

durumsallık  Tarafların müzakereye yüz yüze, telekonferans veya vid eo konferans yoluyla

katılımı  iletişimin içeriğini ve davranışları oluşturmada bel irleyici

faktörlerden biridir. Tarafların mesajlarını iletişi m kurarken kullandığı

teknolojik iletişim araçlarına göre (WhatsApp yazışma sı, e -posta vb.)

oluşturması ve şekillendirmesi gerekir.

Demografik özelliklere göre

durumsallık  Müzakere taraflarının kadın veya erkek oluşu, yaşla rı, eğitim durumları gibi

konular da birbirlerine hitap etmede, muhatap için kullanılacak kelimeleri,

ifadeleri belirlemede etken olacaktır. Bu özellikler   müzakere k onusuyla ilgili

olarak bazen daha az önem arz ederken bazen ön plana çıkabilir.

Kullanılan ifadelere göre

durumsallık  Tarafların kullandıkları kelime ve ifadelerin bağla mda anlam kazanması ve

zincirleme olarak bu anlamların doğru anlaşılarak du rumsal olar ak uygun

ifadelerin oluşturulması gerekir.

Durumsal müzakerede, yukarıda ifade edilen tüm faktörler in bir araya gelmesi ile

“bütünsel”  etkiye yönelik bir “durumsallık”  söz konusudur. Müzakere aşamasında

durumsal müzakerenin bileşenlerinden bazıları daha belirg in biçimde öne çıkabilir,

184  Hülya Demir Yaleze

bazıları önemsiz kalabilir. Bu bileşenleri değerlendir mek için aktif bir dinleme, müzakere

bağlamını iyi okuyarak anlama ve yorum devreye   girmektedir. Bu faktörlerin müzakereciler

tarafından müzakere bağlamında yorumlanarak tek bir pot ada eritilmesi ile bu doğrultuda

bir davranış geliştirmesine “müzakerede durumsallık”  ismi verilecektir. Müzakere

taraflarının bu bütünsel yorumu ile davranış   geliştirerek yaptığı müzakerenin tümü ise

“durumsal müzakere” olarak adlandırılacaktır.

Durumsallık, müzakereye hazırlanmadan diğer müzakerecile re göre pozisyon almayı ifade

etmemektedir. Durumsallık; müzakereye hazırlık aşamasında   kendi ve diğer taraf

hakkında bilgiler toplanmasını, her iki tarafın da müza kere konusu hakkında güçlü ve zayıf

yanlarının bilinmesini, strateji ve taktiklerin, alt lim it ve üst limitlerin, anlaşma aralığının,

anlaşmaya en iyi ve en kötü alternatiflerin belirlenmesini, ç özüm ön erilerinin

geliştirilmesini de içermektedir. Ancak durumsal müzak ere, planlanan müzakere

konusunda beklenmeyen birçok faktörün olabileceği ihti maline hazırlıklı olmayı ve süreçte

tahmin edilemeyen davranışlar karşısında doğru davranış geliştirebilme beceri sini

kazanmak gerektiğini ifade eder.

Müzakere yapılırken yukarıda bahsi geçen bileşenlerden ba zıları o müzakerede daha çok

öne çıkabilir. Örneğin fiziksel ortamın uygun olmaması, m üzakerecilerin rahat iletişim

kurmasının önüne geçebilir veya telekonferansla yapılan bi r müzakerede taraflardan

birinin diğer tarafları duyamaması, kendi konuşmasının da kesik gelmesi müzakerenin

akıcılığını engelleyen bir faktör olarak öne çıkacaktı r. Burada fiziksel bağlam veya iletişim

aracına göre durumsallık diğerlerinden öne geçecek ve bu durumsallık bağlamında çözüm

bulunduktan sonra müzakereye devam edilmesi gerekecektir.   Bir başka örnekte tarafların

geçmişte birbirleri ile büyük husumet yaşamış olması anc ak müzakere yapılan konuda bir

çözüm bulunmaya çalışılması geçmişin etkisine yönelik durumsallığı öne çıkaracaktır.

Tarafların burada daha duygusal davranarak birbirlerine   sinirli olma, birbirlerinin

söylediklerini olumsuz algılama eğilimleri fazla olabili r. Durumsal müzakerenin

bileşenlerine yönelik örnekleri artırmak mümkündür. Hasıl ı söylenmek istenen, birçok

etken içeren durumu bir bütün olarak değerlendirmek gerek tiği fakat müzakerede bu

etkenlerden bazılarının daha da öne çıkabilme ihtimalinin yüksek olduğudur.

Müzakerede bir problemi çözerken rekabetçi bir biçimde   davranış, rasyonelliği öne çıkaran

ilkeli müzakerede yerini konunun esası üzerinde müzakere yür ütmeye bırakmaktadır. Bu

konuda Fisher, Ury ve Patton tarafından ilkeli müzakere ta rzı için  hazırlanan tabloya

(Fisher, Ury, ve Patton, 2016 ) aşağıda durumsal müzakerenin bakış açısı eklenerek

durumsal tarz gösterilmiştir:

Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere  185

Şekil 1. Yumuşak Tarz, Sert Tarz ve İlkeli Müzakere Tarzı (Harvard Müzakere Modeli) ile

Durumsal Müzakere Tarzı’nın karşılaştırılması (Demir Yaleze, 2023)

186  Hülya Demir Yaleze

6. Sonuç

İletişimin kendini konumlandırdığı bir ikna süreci olan müzakerenin, iletişimin odağında

yer alan insana çok yönlü bakış açısı geliştiren ve ileti şimin değişime açık tüm yönlerinin

durumsal bağlamda sentezlenmesine yer verilen bu çalış mada, müzakerenin uygulama

alanlarındaki işlevsellik potansiyelinin arttırılmasına y önelik bir çaba gösterilmiştir.

Çalışmada müzakere kavramı, müzakere sürecinin aşamalar ı, unsurlarından kısaca

bahsedildikten sonra; bağlam, kişilik, kültür,   rasyonellik ve duygu ekseninde şekillendiği

savından hareket edilerek bu kavramların müzakereyi hangi  açılardan etkilemekte olduğu

ayrı ayrı açıklanmıştır.

Bağlamı çok çeşitli bileşenlerin meydana getirdiği ve bu bileşenlerin her birinin

müzakerenin gidişatını etkilediği ifade edilmiştir. Müz akerede yer alan fiziksel, psikolojik

ve bilişsel mekanizmaların durumsallığa yön verdiği beli rtilmiştir. Müzakereye hazırlık

sürecinde neden ve nasıl müzakere edileceği belirlense de müzakere anında türlü

nedenlerle davranışlarda tarafları olumsuz etkilemeyecek şekild e esneklik sağlanması

gerekebileceği anlatılmıştır. Müzakerede benzer süreç lerin olmasının yanında her

müzakerenin kendine özgülüğünün müzakerelerin aslında biricik o lduğu ve kendi

durumlarını oluşturarak  kendi davranış şekillerini ve dolayısıyla söylemini meyda na

getirdiği ifade edilmiştir. Müzakerecilerin kişilikl erinin ve kişisel özelliklerinin müzakere

tarzları ve müzakere sürecini de belirlediği söylenmiş tir.

Kültürün de davranışları, müzakerenin içeriği ve gidişatını   etkileyen önemli bir etken

olduğu, yüksek ve düşük bağlamlı kültürlerde müzakere edi ş tarzlarının farklı olup

hazırlığın ve müzakere esnasındaki davranışların bu bağlam da geliştirilmesi gerektiği de

dile getirilmiştir. Ayrıca müzakere yaklaşımlarından h angisinin tercih edileceği de kültüre

göre değerlendirilmelidir. Bir müzakere tarzının doğup fi lizlendiği bir kültürde yüksek

derecede başarı sağlarken bir başka kültürde başarısız lık getirebilecektir. Kültürlere bağlı

olarak müzakerede duygu odaklı ve rasyonellik odaklı sö ylemlerin varlığı da önem

kazanmaktadır. Batı’da yaygın olarak kullanılan ve rasyonel liğin öne çıktığı oyun teorisini

temel alan “İlkeli Müzakere Modeli” yaklaşımına getiri len, mantıklı düşünüldüğünü

zannettiği durumlarda bile düşüncelerde bilişsel sapmal ar ve yanılgılar olabileceğini

belirten “Taktiksel Empati Modeli”nden bahsedilmiş, bu m odelde duyguları etkileyerek

bilişsel durumların da etkilenebileceğinin altının çizild iği ve duygulara yönelik söylemlerin

önem kazandığı anlatılmıştır. Bu iki yaklaşım, müzake re açısından irdelenmiştir.

Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere  187

Tüm bu söylemlerden sonra bir eleştiri getirilerek davranı şlarda ne rasyonel ne duygusal

söylemlerin öne çıkmasının uygun olduğu, “müzakereye görelik” k avramının öne

çıkarılması gerektiği  belirtilmiştir. Müzakerede davranış geliştirilirken t ek bir pencereden

bakmanın bakış açısını sınırlayacağı, müzakerede ilişki   ve diyalog ile oluşan durum

bağlamında etkileşim odaklı bir iletişim kurulması g erektiği önem sürülmüştür. Bu

iletişimde söylemlerin genel ve her müzakerede oluşan belli  şekillerde olabileceği gibi

kendi durumsal spesifik söylemini meydana getirme biçimin de de olabileceği söylenmiştir.

Duygular ve rasyonelliğin süreçte ayrı ayrı öne çıkabi leceği; dil, beklenti, amaç, süreç,

zaman, geçmiş, beklenmeyen durumlar gibi belirleyicilerin de f arklı önem derecelerinde

ortaya çıkabileceği ifade edilmiştir.

Durumsal müzakerenin bileşenleri olarak ifade edilen her bir belirleyicinin birleşerek

durumsallığı oluşturduğu ve bu durumsallığın “durumsal müzake re” tarzını ortaya

çıkardığı söylenmiştir. Bu bütünsel durumsallıkta öne çı kan belirleyici ya da belirleyicilerin

daha çok dikkate alınarak rasyonel veya duygusal söylem oluşturulması gerektiği ifade

edilmiştir. Durumsal müzakerede söylemlerin bağlamda oluşa n yeni durumlara uygun bir

biçimde çerçevelenerek oluşan yeni koşullara göre güncell enmesi gerektiği düşüncesi

savunulmaktadır.

Durumsal Müzakere Yaklaşımı, yerleşik bilgilerin işlevse l bir boyut kazanabilmesi

noktasında günümüz müzakere anlayışına farklı bir bakış açı sı sunmaktadır. Müzakerenin

globalleşen dünyada edindiği konum ve içerdiği önem, kavra mın içerdiği hassasiyet

itibarıyla pratikteki tüm uygulama süreçlerinin durumsal m üzakere yaklaşımının sahadaki

kullanımıyla pozitif korelasyon  kurması çalışmanın odak noktasıdır. Bu sebeple tüm

çalışma, müzakerenin tüm bileşenleriyle durumsal tüm değ işkenlerin uyumlu bir sentezi

ve birleşimiyle inşa edilmiştir.

Durumsal müzakere, müzakere süreçlerine yeni bir bakış açı sı sunması dolayısıyla

bileşenlerinin hassasiyetle ortaya konması halinde etkin bir müza kere önerisi olabilecektir.

Müzakereye tek doğrultuda yön vermeyen bu öneri, insan fak törünün ihtiva ettiği birçok

değişkene nüfuz etme çabası içerdiğinden, uygulama alanla rında işlevsel bir karşılık

bulması çalışmanın ortaya konmasındaki nihai bir hedeftir.

188  Hülya Demir Yaleze

Kaynaklar

Bazerman, M. H. ve Chugh, D. (2006). Bounded awareness: Focusin g failures in negotiation. L.

L. Thompson (Ed .), Negotiation Theory and Research   içinde (ss. 7-26). New York-Hove:

Psychology Press.

Brett, J. M. ve Gelfand, M. J. (2006). A cultural analysis of the under lying assumptions of

negotiation theory . L. L. Thompson (Ed .), Negotiation Theory and Research  içinde (ss. 173-

202). New York-Hove: Psychology Press.

Canatan , K. (2015). Klasik İslam düşüncesinde insanın özbenlik ve beden haritası . K. Canatan

(Ed.), Beden Sosyolojisi  içinde  (ss. 117- 146). İstanbul: Açılım Kitap.

Carnevale, P. j. ve De Dreu, C. K. (2 006). Motive: The Negotiator’s raison d’ê tre. L. L. Thompson

(Ed), Negotiation Theory and Research   içinde  (ss. 55-76). New York-Hove: Psychology Press.

Cleary, P. J. (2015). The negotiation handbook . London and New York: Routledge Taylor &

Francis Group.

Cüceloğlu, D. (1997). Yeniden insan insana . İstanbul: Remzi Kit abevi.

Demir Yaleze, H. (2014). Kriz yönetiminde sosyal medya'nın kullanımı üzerine bir analiz: Taksim

Gezi Parkı olayları örneği  (Yay ınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Demir Yaleze, H. (2023). Müzakere iletişiminde durumsal a rabuluculuk  (Doktora tezi). Ankara:

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü.

Elden, M., Ulukök, Ö., ve Yeygel, S. (2005). Şimdi r eklamlar . İstanbul: İletişim Yayınları.

Fisher, R., ve Shapiro, D. (2013). Duyg ularla "mantık ötesi" ikna t eknikleri . (Ö. Gültekin, Çev.)

İstanbul: Sistem Yayıncılık.

Fisher, R., Ury, W., ve Patton, B. (2016). "Evet" boyun eğmeden anlaşmaya varmak . (F. Güven

Burakreis, Çev.) İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Hargie, O. (2011). Skilled interpersonal communication research, theory and pract ice. London

and New York: Routledge Taylor & Francis Group.

Kahneman, D. (2021). Hızlı ve yavaş düşünme.  (O. Ç. Deniztekin,  F. Nayır Deniztekin, Çev.)

İstanbul: Varlık Yayınları.

Karabacak, H. (2017). Müzakere oyunları . İstanbul: Optimist Yay.

Kennedy, G. (2009). Negotiation an A –Z guide . London: Profile Books.

Korobkin, R. (2009). Negotiation theory and strategy.   New York: Aspen Publishers.

Luecke, R. (2008). Müzakere . (M. Ç. Şenerdi, Çev.) İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Neale, M. A. ve Fragale, A. R. (2006). Social cognition, attribution, and perc eption in negotiation:

The role of uncertainty in shaping negotiation processes and  outcomes. L. L. Thompson (Ed .),

Negotiation Theory and Research  içinde  (ss. 27-54). New York-Hove: Psychology Press.

Rothkegel, A. (2001). Negotiation of topics in professional e-mail-communication. E. W eigand,

M. Dascal (Ed.) , Negotiation and Power in Dialogic Interaction  içinde (ss. 215-224).

Amsterdam/Philadelphia: John Benjamins Publishing Company.

Sander, P. (2019). Müzakere 101 -strateji oluşturmaktan ikna tekniklerine müzakere . (Ö.

Özarpacı, Çev.) . İstanbul: Say Yayınları.

Müzakereye Yeni Bir Bakış Açısı: Durumsal Müzakere  189

Sığrı, Ü.  ve Varoğlu, A. K. (2013). Müzakere ve arabuluculuk- iş, yönetim, diplomasi ve hukukta

uyuşmazlıkların çözümü . Ankara: Siyasal Kitabevi.

Thompson, L. L. (2012). The mind and heart of the negotiator . New Jersey, United States of

America: Pearson.

Thompson, L., Peterson, E. ve Kray, L. (1995). Social context in ne gotiation: an ınformation -

processing perspective. R. M. Kramer, D. M. Messick (Ed.), Negotiation As A Social Process :

New Trends İn Theory And Research  içinde  (ss. 5-36). Thousand Oaks-London-New Delhi:

Sage Publications.

Tracy, B. (2015). Müzakere . (F. Şirin, Çev.) . İstanbul: Arıtan Yayınevi.

Türk Dil Kurumu  Sözlükleri . (2024). Güncel Türkçe sözlük . Erişim adresi https://sozluk.gov.tr/

Voss, C. ve Raz, T. (2020). Sen bitti dediğinde -müzakere ve arabuluculuk sanatı . (A. Özcan

Gümüş, Çev.) İstanbul: Sola Unitas.

Weigand, E. (2001). Games of power. E. Weigand, M. Dascal ( Ed), Negotiation And Power In

Dialogıc Interaction  içinde (ss. 63-76). Amsterdam/Philadelphia: John Benjamins Publishing

Company.

Yıldırım, İ. (2017). İletişime giriş. İ. Yıldırım ( Ed.), İletişim  içinde   (ss. 5-14). Ankara: T.C. Adalet

Bakanlığı.

Yılmaz, E. (2012). Oyun teorisi . İstanbul: Literatür Yayıncılık.

Zartman, I. W. (2008). Negotiation and conflict management: Essays on theory and practic e.

London and New York: Routledge Taylor & Francis Group.


AÇIKLAMA: 

İbn Haldun Çalışmaları Dergisi / Journal of Ibn Haldun Studies 10 (Arabuluculuğun Geleceği  Sempozyumu Özel Sayısı) 2025, 171-189 Araştırma Makalesi / Research Article    DOI:  10.36657/ihcd.2025.139 ORC-ID: H. Demir Yaleze 0000 -0001 -9127 -4784

* Bu makale, 24- 25 Mayıs 2024 tarihinde gerçekleştirilen Arabuluculuğun Geleceği II Sempozyumunda sunulan

bildiriye dayanılarak hazırlanmıştır.  Çalışma, yazarın 'Müzakere İletişiminde Durumsal Arabuluculuk başlıklı

doktora tezinden üretilmiştir. 

İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyimini geliştirebilmek için internet sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Çerez kullanımını kabul edebilir, ayarlarınızdan çerezleri silebilir veya engelleyebilirsiniz. Çerezler hakkında detaylı bilgi almak için Çerez ve Cookie Aydınlatma Metni'ni incelemenizi rica ederiz.